2 Mayıs 2010 Pazar

Bakır Zehirlenmesi

Bakır Zehirlenmesi, Bakır oksit karbonat ve sülfat halinde endüstride sık olarak kullanılır. Bağlarda ve bahçelerde bakır sülfat fungusit olarak kullanılır. Ayrıca iyi kalaylanmamış bakır kaplarda asitli yiyeceklerin yenilmesi, yemeğe geçen bakır tuzları ile zehirlenme oluşabilir. 10 g bakır sülfatın alınması öldürücü olabilir.

Belirti ve Bulgular

Mavi-yeşil renkli kusma, ağır ishal, vücudda aşırı sıvı kaybı, şok, hemoliz, akut tübüler nekroz ve karaciğerde bakır birikimine bağılı olarak hepatit görülebilir.

Tedavi ve Bakım

Mide yıkaması yapılır. Potasyum ferrosiyanür 0,6 g bir bardak suda eritilerek içirilir. Bulunmazsa bir bardak süt içinde 2 yumurta akı karıştırılarak içirilir. Penisilamin 20 mg/kg oral verilir. British Anti Leviside (BAL), dimerkapto süksinik asit tedavisinin yararı sınırlıdır.

Kurşun Zehirlenmesi

Ağır Metal Zehirlenmelerinden Akut kurşun zehirlenmesi nadirdir. Buharların solunmasıyla oluşur. Absorbe olan kurşunun öldürücü dozu 0,5 g. Kanda 50 mg/dl üzeri akut zehirlenmeyi gösterir.

Belirtiler ve Bulgular

Akut zehirlenmelerde bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, ağızda metalik tad, oligürü, kardiyovasküler (kalp ve damar yetmezliği) yetmezlik, havale, ve koma görülürken daha sık olarak karşılaşılan kronik zehirlenmelerde gastrointestinal ve nöromusküler (Kas hastalıkları) belirtiler, ensefalopati (beyin hastalığı) ve hematolojik anomaliler görülür.

Tedavi ve Bakım

%1 sodyum sülfat ya da yumurta akı ve süt karışımı ile mide yıkanır. Forse ve ozmotik diürezden yararlanılır. BAL ve EDTA (Etilen diamin tetra asetik asit) birlikte uygulanır. BAL her 4 saatte bir 4mg/kg IM uygulanır. İlk 5-7 günlük tedaviden sonra penisilamin tedavisi devam eder. Konvülsiyonlarda (Havale) diazepam, karın ağırısında kalsiyum glukonat, ağrı geçmezse morfin kullanılır

Korozif Madde Zehirlenmeleri

Korozif etki gösteren maddeler; sülfirik asit, nitrik asit, hipoklorik asit gibi mineral asitler ve soda, potas, amonyak (amonyak zehirlenmesi), hipoklorid (çamaşır suyu) gibi kostik alkalilerdir.

Belirti ve Bulgular

Temas eden mukoza bölgesindeki ağrının şiddeti kusma ile birlikte artar. Kanlı kusmalar sıktır. Glottis ödemi gelişebilir. Akut dönem atlatılırsa özofagus iltihaplanması ve mediastinit, gastrik perforasyon (bağırsak delinmesi) ve özofagus (yemek borusu) darlığı gelişebilir.

Tedavi ve Bakım
Mide yıkama, kusturma yada asit ve baz gibi nötrolizan tedavisi uygulanmaz. Aktif kömürün yararı yoktur. 200 ml su veya süt içilir. IV sıvı tedavisi yapılır. Ciddi glottis ödemi varsa trakeostomi (gırtlağa nefes alımı için delik açılması) yapılır. Darlık gelişmemesi için kortikosteroidler kullanılır. Perforasyon veya peritonit ya da geç dönemde ortaya çıkan darlıklarda cerrahi girişim yapılır

Böcek İlaçları İle Zehirlenme

Haşere (Böcek) İlaçları ile zehirlenmeler, Organik fosfor içeren bileşiklerdir. Asetil kolin yükselir. kolinerjik kriz yapar. Etkisi alınan ilacın dozuna göre değişir.

Belirti ve Bulgular

Baş ağrısı ve ataksi (düzensiz kas hareketleri) gibi nörolojik belirtiler ve bradikardi, pupillalarda kontraksiyon, hipotansiyon, sekresyonlarda artma, pulmoner ödem, diyare, bronkospazm gibi kolerjinik belirtiler görülür. Ölüm nedeni genellikle solunum merkezi ve solunum kaslarının felci ve bronkospazm sonucu solunum durması ile olur. Bazen kalp durması gözlenebilir.

Tedavi ve Bakım

ABC değerlendirilir. Cilt üzerindeki bulaşmalar sabunlu su ile yıkanarak temizlenir. Ağızdan alınan durumlarda özofagusta problem yoksa Mide yıkaması ve aktif kömür uygulanır. Kolinerjik krizi kontor altına almak için atropin (toplam doz 50 mg'a kadar) yapılır. Antidot olarak pralidoksim kullanılır. Pralidoksim, asetil kolinesteraz enzimine yapışan organik fosfatlı molekülü yerinden koparır. 2 dakika içinde 1 g verilir.

Barbitüratlarda Zehirlenme

Tedavide sedatif, hipnotik ve antikonvülsan olarak kullanılır. İlaç bağımlılığı, intihar ya da kaza sonucu zehirlenmeler oluşur. Sekobarbital ve pentobarbital gibi kısa etkili olanlar çok toksiktir. Etkileri 15 dakikada başlar, 2-3 gramlık tek doz öldürücü olabilir. Öldürücü kan düzeyi 35 g/ml üzerindedir. Fenobarbital (luminal) gibi uzun etkili olanin etkisi 3-6 saatte başlar. 5 gram ve üzerindeki dozlar öldürücüdür.

Belirti ve Bulgular


Hafif vakalarda baş dönmesi, nistagmus, ataksi ve dizartri, hipotoni, yüzeyel solunum, apne, hipotansiyon, hipotermi, ağır vakalarda MSS depresyonu ve derin koma gözlenir.

Tedavi ve Bakım

Antidotu yoktur. Semptomatik tedavi yapılır. İlk 6 saat içinde gastrik laval yapılır. Aktif kömür uygulanır. Solunum yakından izlenir. Fenobarbital zehirlenmesinde idrar alkalileştirilir. (pH 7,5) Sıvı infizyonu ile şok önlenir. Gerekirse dopamin yapılır. Hasta komadaysa hemoperfüzyon ve hemodiyaliz uygulanır. Kardiyak aritmiye neden olduklarından MSS uyarıcıları kullanılmamalıdır.

Parasetamol Zehirlenmesi

Parasetamol Zehirlenmesi (Asetominofen), Analjezik ve antipretik olarak yaygın kullanılır. Toksik doz 140 mg/kg. Karaciğer toksisitesi yapar.

Belirtiler ve Bulgular

Bulantı ve kusma ilk görülen belirtidir. 24-48 saat içinde karaciğer enzimlerinde hafif yükselme, 2-3 gün sonra sağ kadran ağrısı, hepatomegali, sarılık ve kanama gelişebilir. İlacı plazma konsantrasyonu ilk 4 saat içinde 250 mg/litre, 12 saat içinde 50 mg/litre'den ve protrombin zamanı 22 saniyeden uzun ise prognoz kötüdür.

Tedavi ve Bakım

Destekleyici tedavi yapılır. İlk 1 saat içinde ipeka şurubu ile kusturma, 1 saati geçmişse gastrik lavaj yapılır. Müshille beraber aktif kömür verilir. Asetilsistein (mucomyst), assist şurup antidot olarak kullanılır. İlacın alımından sonra ilk 16 saat içinde verilmelidir. Başlangıç dozu 140 mg/kg, %5 dekstroz içinde 15-30 dakikada verilir. 70 mg/kg 4 saatte verilir. Oral kullanımın kusmalardan dolayı faydası yoktur.

Boynun Sıkısması Boyun İpi

İpe asılma veya boynun sıkışması (Baş, Boyun)

Boyun Ağrısı, Boyun İpi
Bu tür olaylar insanın başına boynunun mekanik biçimde sıkışması, bir ortamın boynu­nu sıkıştırması veya boynunu sıkan başka bir insanın elleriyle gelebilir. Özellikle ipe asıl­ma sırasında belkemiği, soluk borusu ve larenks, ciddi biçimde zarar görebilir. Genellikle ülkede her yıl 5 bin kişi kendisini bilinçli olarak asmakta ve yaklaşık 100 kişi de cinayet amacıyla, boynu sıkılarak öldürülmektedir.

Kazazedeyi çıkarmak

Çok çabuk davranmak gerekir:


— Kendini asma söz konusuysa, bağlantıyı kesin, düğüme dokunmayın (polis için yararlı olabilir).
— Asılıysa, yere ani düşmesini yavaşlatın. Başını yatağının parmaklıklarına geçirip,
çıkartmayı beceremeyen .çocuk, her şeyden önce sakinleştirilmelidir. Aslında ciddi bir teh­like söz konusu değildir: Başı oraya girdiği­ne göre, çıkabilir de. Yağlı bir krem kullan­mak, yaralanmaları önler, kurtuluşu kolay­laştırır.

Tedavisi ve Yapılması gereken

Kazazede kurtarıldıktan sonra, bilin­ci yerinde ise, üst solunum yollarında tı­kanma olup olmadığını denetleyin Ses tonunda bir değişiklik varsa ve yutma zorluğu çekiyorsa, bir uzman doktora başvurun.
Kazazede baygınsa ve soluyorsa, kendisini yan emniyet pozisyonuna getirin Trafik kazasında olduğu gi­bi, baş-beden eksenini bozmamaya özen gösterin.
Kazazede solumuyorsa ve nabzı durmuşsa, reanimasyon girişiminde bulu­nun

Olay nasıl önlenebilir?

Kendini asmayı önlemenin yolu, intihan önlemektir!
Kazaen boynu sıkışarak ölüm olaylarını önlemek için, şu önlemler kaçınılmazdır:
— Bebeklerin salıncaklarında kemerle bağlan­malarından kaçının.
— Dar parmaklıklı yerlerde çocuklarınızın başlarını bunların arasına sokmalarına engel olun.
— Daha büyük yaştaki çocuklarınıza kement atma gibi oyunların tehlikelerini açıklayın. Bu arada bazı sapık kişilerin, tam gerçek­leşmeyen bir asılma olayının, erotik duygu­lar yarattığı savı, geçersizdir. Çünkü bunla­rın iddia ettiği gibi, olayı durdurmak müm­kün değildir. Bu tür denemeler çok tehlikeli olup, bu deney sırasında kan dolaşımı aksa­yan beyin, komaya girebilir. Bunun da geri dönüşü yoktur

İyod Zehirlenmesi

İyot Zehirlenmesi, İyot ile iyod bileşimlerinin tüketilmesi durumunda zehirlenme ve deride alerjik yönde aktiviteler ortaya çıkar. Kronik zehirlenmeler çoğunlukla tedavi niyetiyle alınan iyod bileşikleri ile gerçekleşir.

Belirti ve Bulgular


İyod Zehirlenmelerinde, 20-30 gram tentürdiyot öldürücü bir etki yaratabilir. Koyu renkte kusma, Ağız da yanma, ağrı ve irritasyon gerçekleşir. Ağızda kötü bir tat ve yanık durumu oluşur. Deri kısmında alejik döküntüler meydana gelebilir. Böbrek yetmezliği, Şok, hafıza kaybı (kollaps), İshal yanında ölümede yol açabilir.

Tanı ve Tedavi


Hastaya Nişasta ile karıştırılmış su içirtirilr ve kusturulmaya çalışılır. Yumurtanın akı ve unlu çorba verilir. Kusturma işlemi, hastanın kusmuğunun rengi normale dönünceye kadar sürdürülmelidir. Emme (Absorban) olarak aktif kömür ile süt verilir. Mide yıkaması nişasta karıştırılmış su ile yapılır. Vücuttaki iyod nişastanın mavi renge dönüşmesine yol açar. Bu durumda, vücudda halen İyodun bulunduğu anlamına gelir.

Karbondioksit Zehirlenmesi

Karbondioksit Zehirlenmesi, Karbondioksit oranının havada yoğun bulunduğu yerlerde solunum yapılması halinde zehirlenme etkisi vardır.

Belirtiler ve Bulgular

Nefes Darlığı (dispne), baş ağrısı, kulakta çınlama, kan basıncında meydana gelen artış, zehirlenmenin yoğun olması halinde hastanın koma ve şok geçirme ihtimali yüksektir.

Tanı ve Tedavi

Karbondioksit Zehirlenmeleri durumunda, Hasta karbondioksit oranının yoğun olduğu ortamdan çıkartılır ve Temiz hava aldırılır. Hastaya suni solunum uygulanır. Yüz çevresine ve göğüs kısmına soğuk su ile masaj yapılır.

Besin Zehirlenmesi

Gıda Zehirlenmesi, Yeteri kadar pişirilmemiş et, besin zehirlenmesine neden olur. Kusma,bulantı, ishal, halsizlik gibi belirtilere yol açan salmonellabakterisinin bulunması ihtimali yüksektir. Yemek hazırlamaya başlamadanönce ellerin ve araç gereçlerin sabunlu ve sıcak su ile yıkanması gerekir.çiğ haldeki kıyma ellenildiği takdirde eller ağıza götürülmemelidir.

Belirtiler (Gıda Zehirlenmeleri)

Besin Zehirlenmelerinde sıklıkla bulantı, kusma, Karın ağrısı,ishal durumları görülür. Belirtiler 1 saat ile 4 günlük süre içinde başlayabilir.birçok bakteri besin zehirlenmesine neden olur. Midye tarzı kabuklu denizürünleri önemli yer tutar. Kimyasal besin zehirlenmeleri; bulantı, kusmaishal, halsizlik, aşırı tükürük üretimi, bilinç kaybı, gibi belirtiler yaratır.Gıdaların sağlıksız yöntemlerle saklanması etkendir.

Tedavi Yöntemleri

Ağır şikayet yoksa doktora başvurulmadan tedavi sonuçlanabilir.Kusma, ishal gibi durumlar zehiri atmaya yardımcıdır. İlk 24 saatdoktora başvurulmaması kaydiyle herhangi bulantı yada ishal hapları kullanılmamalıdır. Sıvı tüketilebilecek durumlarda temiz su ve sulugıdalar alınmalıdır. Genellikle Çorba, Haşlanmış Patates tüketilmelidir.bu yolla vücudun su kaybı giderilmeye çalışılır. Yüksek ateş olmaması durumundaantibiyotik ilaçların kullanılması gerekmez. Sıvı kaybı fazlaysa ve buna bağlıolarak şok gelişirse, damarlardan sıvı enjekte edilmesi gerekebilir

Nedeni Bilinmeyen Belirtilerde

Zehirlenme Sebepleri, Nedeni açıklanamayan belirtilerle başvuran her bireyde mutlaka zehirlenme olasılığı düşünülmelidir. Bu ilke özellikle aşağıdaki durumların varlığında geçerlidir:

Uyuklama yada koma, Konvülziyonlar, Taşipne (solunumla ilgili), Taşikardi (Kalp ritm bozukluğu), Kızarıklık, Kardiyak aritmi, Hipotansiyon, Alışılmadık davranışlar, Papillada anormallikler,

Alınan maddenin etki mekanizmasına bağlı olarak çok çeşitli fizik muayene bulguları elde edilebilir. Hastaların solunumu dispneik, yüzeyel veya tamamen durmuş olabilir. Nabız değişikliği ve hipotansiyon gözlenebilir. Bilinç düzeyinde değişiklikler, somnolans, stupor ve koma görülebilir. Pupillar miyotik veya midriyatik olabilir. Hastanın nefesinde ilaca veya toksik maddeye ilişkin koku duyulabilir.

Belirtiler ve Bulgular

Ağız yoluyla olan zehirlenmelerde ilk belirti gastrointestinal sistemin iritasyonuna bağlıdır. Ağız, boğaz ve midede yanma, bulantı, kusma, ishal olarak kendini gösterir. İlacın emilimine bağlı olarak solukluk, siyanoz, filiform nabız, konvülsiyon, şok ve koma gözlenebilir. Başlangıçta hastanın belirti vermemesi durumun ciddi olmadığını düşündürmemelidir. Öldürücü doz almış ve henüz belirti vermemiş olabileceği düşünülerek, bu yüzden her hasta ciddi olarak izlenmelidir.

Tanı

Özellikle bilinci kapalı hastalarda yakınları ve arkadaşlarıyla haberleşilerek gerekli bilgilerin toplanması ve laboratuar analizleri tanıya yardım eder. İdrar tahlili, pH, dansite, protein, hepatoksik ilaç zehirlenmelerinde karaciğer fonksiyon testleri, akciğer ödemi ve aspirasyon pnömonisini saptamak için akciğer grafisi, nefrotoksik ilaçlar akut böbrek yetmezliğine neden olabileceğinden elektrolit ve kreatinin ölçümleri, hastanın tanısınnı kesinleşmesinde ve yapılan tedavinin yeterliliği hakkında bilgi sağlamak için toksik ilacın dozunun bilinmesi, ritm ve ileti bozukluklarını saptamak için EKG çekilir.

Tedavi ve Bakım


Erken ve doğru tedavi ile zehirlenme vakalarının tamamen normale döndürülme şansı yüksektir. Bu yüzden hastaların hızlı bir şeklide değerlendirilmesi gerekir.

1- Semptomik tedavi


a) Solunum Bozukluğunun Tedavisi: Başa uygun pozisyon verilir. Takma dişler çıkartılır. Ağızadaki sekresyonlar ve kusmuklar temizlenir, gerekisre aspire edilir. Bunlarla solunum düzelmiyorsa yapay solunuma geçilir.

b) Hemodinamik kontrol: tansiyon, nabız sayısı, saatlik idrar miktarı ölçülür, hipovolomi ve ritm bozukluğu varsa tedavi edilir. Birçok ilaç vazomotor merkezleri depresyona uğratarak periferik dolaşım yetersizliğine neden olabilir. Hemen damar yolu açılarak hipovolomi (aşırı sıvı kaybı) düzeltilir. Buna rağmen düzelme olmazsa dopamin veya dobutamin kullanılır. Kardiyotoksi ilaçlarla oluşan ritm ve ileti bozukluğu tedavi edilir.

c) Merkezi sinir sistemi bulgularının tedavisi: Koma ajitasyonlu ise diazepam türü ilaçlara sakin komaya dönüştürülebilir. Ancak koma sakin ise, analeptiklere uyarılmaya çalışılmaz

Karbonmonoksit Zehirlenmesi

Karbonmonoksit Zehirlenmesi, Genellikle kaza yada intihar sonucu görülen karbonmonoksit zehirlenmelerine sık rastlanır. Kömür ve karbonlu maddelerin tam yanmamasından, eksoz gazlarından ve ısıtmada kullanılan doğal gazlardan çevreye bol miktarda karbonmonoksit yayılır. Kapalı bir yerde yoğun miktarda karbonmonoksit solunmasıyla zehirlenme oluşur. Akut zehirlenmelerde karbonmonoksit hemoglobinle birleşerek kısa sürede karboksihemoglobin oluşur. Hemoglobinin karbonmonoksite afinitesi oksijene göre 20 kez fazladır. Havada 1/1000 oranında olsa bile öldürücüdür.

Belirti ve Bulgular

Baş ağrısı, terleme, yüzde pembe renk, bronş hipersekresyonu sonucu solunum zorluğu, pulmoner ödem gözlenebilir. Hipotansiyon bazen kardiyovasküler kollapsa varabilir. EKG'de iskemik ST ve S segment değişiklikleri, atriyal veya ventriküler ekstrasistoller ve dal blokları çoğu kez derin olmayan bir koma gözlenebilir. Akut pankreatit ve hiperpotasemili akut tübüler nekroz gelişebilir.

Tedavi ve Bakım

Acilen oksijen tedavisine başlanır. İdeal bir saat süreyle %100 oksijen tedavisi yapıldıktan sonra 6 saat %50, 12 saat %30 konsantrasyonda verilmesidir. Beyin ödemini ortadan kaldırmak için 200ml %20 mannitol infüzyonu yapılır, daha sonra %5 dekstroz solüsyonu ile devam edilir. Hiperkarbonemi %6-7 ml'den fazla ise, baş ağrısı, hafıza ve konsantrasyon kaybı, irritabilite, kişilik değişiklikleri ve aşırı yorgunluk tekrarlarsa hiperbarik oksijen tedavisi yapılmalıdır. Hasta 7-10 gün sonra tekrar muayene edilmek üzere taburcu edilir.

Botulismus Zehirlenmesi

Botulismus Zehirlenmesi (Konserve Zehirlenmesi), İyi hazırlanmamış ev yemeklerinde ya da bekletilmiş yemekler de yeniden ısıtma sırasında, sıklıkla da iyi hazırlanmamış konverse halindeki gıdalarda meydana gelir.

Belirtiler ve Bulgular

Başlangıçta toraksı tuttuğu için solunumu bozar. 12-100 saat içinde belirti verir. KBB (boğazda kuruluk ve boğaz ağrısı) ve göz şikayetleri (pitozis, görme bozukluğu), nörolojik olarak güçsüzlük, baş dönmesi, paralizi, solunum sistemine ait; solunum düzenindeki bozulma, dispne (nefes darlığı), gastrointestinal sistemde; bulantı kusma, diyare bazen konstipasyon görülebilir.

Tedavi ve Bakım

ABC değerlendirilir ve sürdürülür. Konstipasyon (kabızlık) için müshil verilir. Antitoksin ajanları biliniyorsa yoğun bakımda uygulanır.

Mantar Zehirlenmesi

Mantar zehirlenmeleri yurdumuzda ölümle sonuçlanan bitki zehirlenmelerinin başında gelir. Yurdumuzda Amanita phalloides (amatoksin) ve Amanita muscarina (muskarin - zehirli çayır mantarı) türlerindeki mantar zehirlenmelerine sık rastlanır.

Belirti ve Bulgular

Mantar Zehirlenmesi Belirtileri; Bulantı, kusma, ishal gibi gastrointestinal sistemin belirtileri sıktır. Bu belirtiler mantarın alımından muskarinik tipi zehirlenmelerde 4-6 saat, amatoksin tipi zehirlenmelerde 12 saat sonra başlar. Bu belirtilerden sonra 2-3 gün süren semptomsuz dönem başlar. Bu dönemde hasta erken olarak hastaneden çıkarılırsa sitotoksik etkilerin görüldüğü 3. Dönem gelişir ve karaciğer yetersizliği ile hastayı ölüme götürebilir.

Tedavi ve Bakım (Zehirlenme Tedavisi)

Genel önlemler alınır. Hasta kusmuyorsa kusturulur. Kaybedilen sıvılar ve elektrolitler yerine konur. Muskarin tipi zehirlenmelerde atropin kolinerjik semptomlar kaybolana kadar kullanılır. Tioksik asit (alfa lipoik asit) günde 300mg verilir. Tedaviye 7-10 gün devam edilir. Kristalize penisilin 24 milyon ünite infüzyon şeklinde verilir. Hemoperfüzyon ve hemodiyaliz yapılır.

Mantar Zehirlenmeleri - Zehirli Mantarlar

Pazardan mantar aldığınız zaman, el­bette endişe etmeyin: Taze olmaları ko­şuluyla. Çünkü piyasada bilinen türleri satılır.Fakat mantar türlerini pek tanımadan, kendiniz kırlarda toplamaya kalkarsanız, ihtiyatlı olun: Çünkü bazı türleri çok cid­di sindirim bozukluklarına sebep olabile­cekleri gibi, bazıları da insanı ölüme ka­dar götürebilir.Mantar toplarken, yalnız tazelerini toplamakla yetinin. Bütün olmalarına dik­kat edin. Şüphelilerin hepsini atın yada tanıdığınız bir eczacıya sorun. Emin ol­duğunuz mantarlarla şüphelileri asla karıştırmayın.
Mantardan zehirlenme halinde, der­hal doktora haber verin. Çünkü yalnız doktor, gereken tedaviyi uygulayabilir. İlk zehirlenme belirtilerinden sora, pişmiş, pişmemiş mantarları hemen toplayın: Çünkü doktor bunlara bakarak uygula­nacak tedavi hakkında karar verebilir

Demir Zehirlenmesi

Demir Zehirlenmesi, genellikle demir içeren ilaçların çocuklarda yanlışlıkla, erişkinlerde ise intihar amacıyla alınmasıyla oluşur.

Belirti ve Bulgular

Bulantı, mavi-yeşil renkli kusma, karın ağrısı, dizanteri benzeri ishal, nörolojik bulgular, siyanoz, asidoz, pulmoner ödem ve kardiyovasküler gözlenir. Sıklıkla gözlenen karaciğer yetmezliği ölüm nedenidir.

Tedavi ve Bakım

Desferrioksamin (Desferal amp. 500mg) solüsyon ile mide yıkaması yapılır. Daha sonra vakit geçirmeden IV yolla 80 mg/kg/12 saat dozunda enjekte edilir. BAL ve EDTA kullanılabilir.

Stres Depresyon Depresif Hastalik Cesitleri

Depresyon Depresif Hastalik
Depresif Hastalık, Depresyon Çeşitleri, Depresyon Hastalığı

Primer depresyonlar

Bu depresyonlar oluş sebepleri, ortaya koydukları be­lirtilerin birbirinden farklı olması, tedaviye verdikleri cevapların farklı olması ve tarihçeleri açısından birçok alt sınıflara ayrılmışlardır. Bu depresyon tipleri arasında en belirgin ve önemli olanı "endojen depresyon"dur. Bu şekil, bünyesel-biyolojık sebeplere bağlıdır. Endojen depresyon da kendi arasında dört alt gruba ayrılmıştır. Bunlar:

1- Ürkeklik, çekingenlik, toplum hayatından uzaklaşma, girişkenliğin kay­bı, uyku bozukluğu ve çok erken uyanma, beslenme bozukluğuna ve iştah kay­bına bağlı olarak ortaya çıkan kilo kayıpları ve şiddetli suçluluk duygulan gös­teren şekil.
2-Depresyonun bu şeklinde kişinin çevresinden ve olaylardan gelen stres faktörü ile negatif bir ilişkisi olduğu ifade edilmektedir.
3- Özellikle yaşlılıkta ortaya çıkan şekildir. Yaşlılıkla beraber gelen bir seri metabolik değişikliğe bağlı olması muhtemeldir.
4- Kişilik yapısı ile ilgilidir. Doğuştan gelen bir kişilik yapısı bozukluğu ve­ya sapmasının kişide çevresi ile uyum bozukluğu yapması sonucu ortaya çık­mış bir küskünlük ve davranış bozukluğu olarak kabul edilir.

Sekonder depresyonlar


Bu durumlarda esas hastalık başkadır. Depresyon bu esas hastalığın yanında görülen bir belirti olarak dikkati çeker. Şizofrenler­de görülen depresif haller, bir beyin sarsıntısında ortaya çıkan depresif- görü­nümler, bir zehirlenme halinde raslanan durgunluk halleri bu türdendir.

Sekonder depresyonlar, primer olanın aksine, beraberinde bulunduğu asıl hastalığın gidişi ile yakından ilgilidir. Birinci sebebin ortadan kalkması halin­de sekonder depresyonun kendiliğinden çözüldüğü görülebildiği gibi, birinci hastalığın gösterdiği değişiklikle ilgisi olmaksızın kendiliğinden varolabilir veya ortadan kalkabilir.

Unipolar ve bipolar deyimleri ilk defa 1962 yılında Leonhard, Korff ve Schulz adlı üç araştırıcı tarafından teklif edilmiştir. Bir kısım hastaların zaman zaman depresif nöbetler ve zaman zaman aşırılık nöbetleri gösterdiği dikkati çekmiş ve bazı hastaların ise ya sadece depresyon veya sadece aşırılık halleri içine girdiği görülmüştü. Bir kısım araştırıcı sadece aynı türden hastalık geçirme ha­linin ayrı bir hastalık olduğuna ve ard arda aşırılık ve depresyon geçirme hali­nin ise ayrı bir hastalık olduğuna inanmaktaydı. Unipolar deyimi hernöbetli dep­resyon veya aşırılık olan haller için kullanılmış ve bipolar deyimi ise aynı has­tada değişik sürelerde hem depresyon hem de manik nöbetlerin ortaya çıkma­sı için kullanılmıştır.

Unipolar depresyonlar genellikle 40 yaş civarında görülür. Hısım-akraba ara­sında rastlanmaları ihtimali azdır. Nöbet aralıkları oldukça uzundur ve bir insa­nın hayatında birkaç nöbeti geçmez.
Bipolar depresyonda hem depresif hem de manik devre ortaya çıkar. Bazen çok kısa aralıklarla hasta birinden diğerine geçebilir. Başlama yaşı ortala­ma 25 yaş civarındadır. Bir kişi hayatında çok sayıda manik-depresif nöbet ge­çirebilir.

Depresyonların sınıflandırılmasında en son aşama, Amerikan Psikiyatrı Ce­miyeti "APA"nın 1952 yılında başlattığı ve bugüne kadar dört kitapta topladığı bir sınıflamadır. DSM kısaltılmış ismi ile tanınan bu kitapların her biri DSM-I, DSM-II, DSM-III, DSM-IV olarak isimlendirilmiştir. DSM adı, Diagnostıc Statıs-tical Manual kelimelerinin baş harfleri alınarak yapılmıştır. IstatistikTeşhisKİ-tabı anlamındadır. Bu kitapta hastalıklar belirli gruplarda toplanırlar. Bir has­talıkta mutlaka bulunması gereken belirtiler, bulunmaması gereken belirtiler ve eşlik edecek belirtiler açık ve kesin bir şekilde ayrılmıştır. Bu sınıflamanın yapılmasında Adolf Meyer'in psikobilojik görüşlerinden önemli ölçüde istifa­de edilmiş, bunun yanı sıra psikiyatrik hastalıkların milletlerarası sınıflandırıl­ması da dikkate alınmıştır. DSM sınıflamasının yapılmasında.amaçlanan fay­dalar, aşağıya birkaç madde halinde çıkarılmıştır:

a- Hastalığın kolay tanımlanması ve tedaviye girmede vakit kazanma.
b- Psikiyatrik hastalıkların sınıflamadaki gerçek yerlerini almaları.
c- Uygulamacı ve araştırmacı hekimler arasında ortak kavramların getiril­mesi ve ortak bir dilin konuşulması.
d- Öğrencilere ve sağlıkla ilgili personele öğretim kolaylığı getirmesi.
e- Daha önce kullanılmakta olan ve ICD-9 olarak tanınan sınıflama ile bir uyum ve uygunluk sağlama arzusu.
f- Psikiyatriye her gün anlaşılmayan yeni kelime ve kavramların sokulması­nı engellemek.
g- Daha yüksek anlatım gücünde kelime ve kavramların kullanılmasını yay­gınlaştırmak.
h- Özellikle adli psikiyatrik olaylarda teşhislere açıklık ve kesinlik getirmek.
Bu kısa tanımlamadan sonra DSM-IM'e göre yapılmış olan bir depresyon sı­nıflaması görüyoruz.

DSMIII Affektif Duygusallık hastalığını üç grupta toplamaktadır.

1- Majör affektif bozukluklar.
2- Spesifik-kendine göre özellikleri olan affektif bozukluklar.
3- Atipik-başka hastalıkların beraberliğinde görülen ve belirtileri değişik ola­bilen depresyonlar.

1- Majör affektif bozukluklar: İki gruba ayrılmıştır, her grup da kendi arasın­da alt gruplara bölünmüştür.
A. Bipolar bozukluk.
a- Karışık "mixed" şekiller.
b- Manik "manic". Aşırılıkla beraber olan şekil.
c- Depresif-depresyonlu
B. Majör depresyon.
a- Bütün hayat boyu görülmüş tek depresyon nöbeti. b- Çok sayıda tekrarlayan depresyon nöbetleri.

2- Diğer spesifik affektif bozukluklar.
a- Siklotimik bozukluk. Belirli devrelerde ortaya çıkan şekil, b- Distimik şekil. Bu şekil depresif nöroz olarak da bilinmektedir.

3- Atipik affektif bozukluk. a- Atipik bipolar bozukluk, b- Atipik depresyon.
Kitabımızda gerek klasik görüşleri yansıtan, gerek modern görüşlere yer veren depresyon sınıflamalarına ait örnekler verilmiştir. Şimdi de depresyon­ların bir hastalık tablosu içindeki görünümlerinden bahsedelim. Bu bölümde depresyonların değişik şekilleri teferruatlı olarak anlatılacaktır. Psikotik Depresyon Kronik

Saf bir sıkıntı nörozunda aşağıya çıkarılmış olan belirtiler bulunmalıdır.

a- Motor gerginlik hali. Gerginlik, adale ağrıları, adalelerde kasılmalar, gev şeyememek, yorgunluk, göz kapaklarında oynama ve seyirmeler, huzursuzluk, kolayca uyarılabilme, gergin bir yüz ve ifade, hızlı ve sesli bir solunum.
b- Anlamsız beklentiler. Her an kötü bir şey olacağı hissi ve beklentisi, en­dişe, tedirginlik, sıkıntı, ağızda anlaşılmaz mırıldanmalar, bayılma ve ölme kor­kusu, her an kötü bir şey olacağı korkusu, aile bireylerinden herhangi birine gelecek bir kötülük veya zarar endişesi.
3- Bitkisel sinir sistemi bulguları. Terleme, kalpte hızlanma ve vuruntu, so­ğuk ve ıslak eller, ağız kuruluğu, baş dönmesi, boğaz kuruluğu, ses kısılması, sık sık idrara çıkma hali, midede yanma, acılık ve karışılık hissi, sıcak basma­sı, solukluk, nabız sayısının yükselmesi.
4- Bir çeşit uyanıklık ve alarm hali. Dikkatin aşırı artması ve beden görevle­ri üzerinde yoğunlaşması. Buna rağmen hastanın görüş ve kavrama keskinliği­nin kaybolması, uykuya geçişte ve uyumada güçlük, yorgunluk.
Bu hastalık da tıpkı panik halinde olduğu gibi fizik hastalıklar, özellikle kah­veye aşırı düşkünlük ve organik zihin hastalıklarının seyrinde ortaya çıkan be­lirtilerle karıştırılabilir. Ancak bugün için hastalığın hazırlayıcı sebepleri iyi bilinmemektedir.

Zuhrevi Hastaliklar Deri ve Zuhrevi Hastalik

Zührevi Hastalıklar, Zührevi Hastalıkları Hakkında Bilgiler

Zührevi hastalıklar bulaşıcıdır ve cinsel birleşme sonucu insan­dan insana geçer. Başlıca zührevi hastaıklar belsoğukluğu (go­nore), frengi (sifilis) ve yumuşak şankrdır (şankroid).

Hastalı­ğın zührevi olmasının nedeni, hastalığın etkeni olan organiz­maların üreme organlarının hazırladığı ortamın dışında yaşayamamasıdır. Sifilis ve gonore iki ayrı özellik gösterir. Sifilis vücudun tüm bölgelerine yayılma özelliği gösterirken, gonore yalnızca yerelleşir.

Her iki hastalığın da teşhisi oldukça kolaydır. Ne var ki, kadınlarda oluşan zührevi hastalıkların teşhisi oldukça güçtür ve çoğu kez kadınların bulaştırıcı özelliği daha yüksektir. Sifilisin varlığı hem kişi hem de gelecek nesil için çok önemlidir. Gonore önemsiz sayılmakla birlikte ilerlemiş vakaların etkin zararları görülebilir. Her iki hastalığın tedavisi çok basit ve kolaydır. Modern dünyamızda gençlere cinsel bil­giler verilerek hastalığın yaygınlaşması büyük ölçüde önlene­bilmiştir.

Frengi Nedir Sifilis Hastaligi Etkeni Bakteri

Frengi Nedir Sifilis Hastaligi
Frengi çeşitli dönemlerde değişik belirtiler gösteren ya da yıllarca gizli kalabilen bulaşıcı bir hastalıktır. Frenginin etkeni olan spiroket, Treponema pallidum olarak tanınır. Hastalık teşhisi kan tahlili ve yara oluşumunda akıntının mikroskopik muayenesi ile belirlenir. Genellikle insandan insana cinsel birleşim sonucu bulaşır.

Kuluçka devresi: 3 hafta.

Frengi Hastalığının Belirtileri: Mikroplu bölgede, yani dış üreme organları, dudak, parmak gibi yerlerde şankr diye tanımlanan sert yara ile başlar.

Frengi Süreci, Frengi Nasıl Bulaşır

Frenginin seyri üç evrede incelenir: Birinci evre hastalığın kuluçka devresinden sonra başlar. Mikroplu bölgede görülen sert yaralar oluşur ve ilgili bölgede bulunan lenf bezleri şişer. Yaralarda ve şişmiş lenf bezlerinde ağrı yoktur. İkinci evre şankr belirmesinden yaklaşık dört hafta sonra başlar. Bu evrede tüm vücutta, ayak tabanlarında, avuçlarda, alında bakırımsı renkli ve bir iki hafta içinde oluşan döküntüler belirir. Ağızda ve boğazda sümüklüböceğin geçtikten sonra bıraktığı izleri andırır yaralar oluşur. Boğazda bu kez ağrı vardır. Bu belirtiler bir süre sonra kaybolup tekrar ortaya çıkabilir. Kan tahlili kesinlikle pozitif sonuçlar verir. Hastalık üçüncü evrede bulaşıcılık niteliğini kaybeder. Üçüncü evrenin en tipik özelliği yumruların (granülasyon doku, granülom) oluşmasıdır. Yumruların en sık görüldüğü bölge aorttur. Yumru oluşumu sonucu aort iltihabı, aort kapağı bozukluğu, kalp atardamarlarının ağızlarında daralma ve damar çeperlerinde keseciklerin oluşumu gibi yan etkiler görülür. Ayrıca, beyin zarında da yumrular oluşabilir. Merkez sinir sisteminin en tipik frengi belirtisi erken bunama, menenjit, motor sinirlerinin uyumsuzluğu, omurilik büzülmesi sonucu genel felç (Erb hastalığı), beyin ya da omurilikte yumru oluşumu, görme bozukluğu, sağırlık, frengi sarası, sinir sistemi frengisi ve beyin zarı frengisidir.

Frengi Tedavisi

Sifilis, yani frengi tüm vücuda yayıldığı için bazı hastalıkları taklit edebilir. Bu nedenle kesin teşhisin yapılması gerekmektedir. Hastalığın tedavisi için en etkin ilaç penisilindir. Penisiline duyarlı olan hastalara organik arsenik ve bizmut bileşikleri kullanılır. Genellikle, frengi tedavisi belirtilere göre uygulanmalıdır. Uygulanacak penisilin tedavisinin dozu hastalığın evresine ve seyrine göre değişim gösterir.

Frengi (Sifiliz) Korunma Yolları

Herhangi bir başka zührevi hastalık geçiren kişide mutlaka frengi aranmalıdır. Çünkü hastalık pek fark edilmeden gizlice sürme eğilimindedir. Frengili olan kişilerle cinsel birleşimden kesinlikle kaçınılmalıdır. 60 yaşını aşkın ya da 30 yıldan aşırı bir süre gizli frengisi olan kişilerle; üremi, ağır kalp yetmezliği bulunan ve ameliyat edilemeyen kanserli hastalara hiçbir tedavi uygulanamaz.

Konjenital Frengi Kalp Damar Frengisi

Kalp ve Kalp Damarları Frengisi

Kalp kası, kalp damarları, aort kapakçıklarında ve aortta oluşan frengili bölgeler tedavi edilemez, ancak uygulanacak tedaviyle yeni bölgelerin oluşumu önlenebilir. Kan hücumu nedeniyle oluşan kalp yetmezliği göstergeleri bulunan kalp damarları frengisi vakalarında, frengi tedavisinden önce mutlaka bu yetersizlik giderilmelidir.

Belirtiler: Aort yetmezliği, kalp damarları yetmezliği ve aort çeperlerinde kese oluşumu.

Tedavisi: Çok dikkatli bir tedavinin uygulanması gereklidir ve mutlaka bir hastanede yapılmalıdır. Yatak istirahati verilmeli, hastalığa özgü frengi tedavisi uygulanmalı ve büyük aort çeperlerindeki kesecik oluşumları frengi tedavisinden sonra ameliyatla ortadan kaldırılmalıdır.

Doğmalık (konjenital Hastalıklar) Frengi

Önceleri frengi geçirmiş gebe bir kadın mutlaka frengi testlerinden geçirilmelidir. Genellikle gebeliğin son yarısında fetüse de geçebilen frengi, doğuşta var olan belirtiler hafif olduğundan hastalığın varlığı genellikle görmeyi engelleyen interstisyel keratit halinde ortaya çıkar. Eğer eskiden frengi geçirmiş gebe bir kadına penisilin kürü uygulanacak olursa, fetüse bulaşabilecek spiroketler temizlenir ve bebek hastalıksız doğar. Eğer doğumdan sonra bebekte frengi teşhis edilirse, frengi tedavisi yanında ateş tedavisi de gereklidir. Her ne olursa olsun eskiden frengi geçirmiş olan bir kadının doğurması halinde doğumdan üç ay sonra bebekte frengi bulunup bulunmadığının saptanması için kan tahlillerinin uygulanması mutlaka gereklidir.

Yumusak Sankr Sankroid Hastaligi Nedir

Yumusak Sankr Sankroid Hastaligi Nedir

Genellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde rastlanan akut bir zührevi hastalıktır. Nedeni Hemophilus ducreyi adı verilen bir basildir.

Kuluçka devresi: 5 gün.

Yumuşak Şankr Belirtileri: Dış üreme organlarında süratle iltihaplanıp ya­ra biçimini alan bir sivilcenin belirmesiyle ortaya çıkar.

Süreci: Oluşan sivilce frengi şankrının tersine oldukça yu­muşaktır ve kötü kokulu bol miktarda akıntılıdır. Kasık lenf bezlerinde şişlik ve ağrı başlar. Ağır vakalarda şankr patlar ve akıntılı bir yara oluşur. Eğer tedavi edilmezse, ağrılar artar ve üretim organlarının derileri soyulmaya başlar.

Tedavisi: Hastalığın başlangıcında sülfadiazin ya da spreptomisin tedavisi uygulanır. Her iki ilaç da frengide etkisiz oldu­ğundan hem hastalık tedavi edilmiş hem de frengi olup olma­dığı saptanmış olur. Penisilin frengiye yararsız olduğundan frenginin gizli kalmasına neden olur. Bunun için de kesinlik­le frengi bulunmadığı saptanmadıkça penisilin kullanılmama­lıdır.

Lenfogranülomatoz inguinalis: Zührevi bir hastalıktır ve etkeni, virüsü andıran bir organizmadır.

Belirtileri: Kasıktaki lenf bezlerinin şişmesidir. Seyri: Rektum iltihabı yan etki olarak görülebilir. Ayrıca, perine ve rektumda büzülmeler olabilir.

Tedavi: Sülfamit ve antibiyotik tedavisi uygulanır. İltihap­lı düğümler kurutulmalıdır. Rektum darlıkları için cerrahi mü­dahale gerekli olabilir.
Korunma: Korunma için hiçbir seçenek yoktur.