5 Mayıs 2010 Çarşamba

Meyan Kökü Faydaları

Meyan nedir ve meyan kökü faydaları nelerdir?

Meyan bitkisi M.Ö 2000 yıllarından itibaren kullanılmaktadır. Bugünde meyan kökü kullanımı ve meyan hakkında araştırmalar sürekli yapılmaktadır. Meyan güçlü bir besindir. İçindeki maddeler ayrı ayrı ilaç olabilecek niteliktedir. Meyan kökünün içinde tıbbi ilaçlarda kullanılan kumarin izoflavan gibi maddeler bulunmaktadır. Meyan kökünün tıbbi ilaçlarda kullanımı oldukça fazladır.

Meyan Kökü Faydaları Nelerdir?
Meyan (Glycyrrhiza glabra) hakkında yapılan birçok araştırma onun insan sağlığına olan etkilerinin tespitini sağlamıştır.

Ülser için şifalı bitkiler : Mide bağırsak sorunlarında meyan çok iyi bir yardımcıdır. Ülser ve gastrit sorunları için kullanılmaktadır. Meyan kökünün içinde carbendoxolane gibi ülseri tedavi edici maddeler bulunmaktadır.

Ülser için 200-600 mg meyan kapsüllerinin 6 haftayı geçemeyecek şekilde kullanımı önerilmektedir.

Yapılan çalışmalarda meyanın mide ülserinin midede yayılmasını engellediği ve ülserin büyüklüğünü ciddi oranda azalttığı belirlenmiştir. Onikiparmak bağırsağı ülseri ile ilgili meyanla yapılan bir araştırmada da meyanın ülserle ilgili kullanılan kimyasal ilaçtan daha çabuk yarar sağladığı tespit edilmiştir.

Alman Sağlık Bakanlığının bitkisel preparatların hazırlanması ve ruhsatlandırılmasından sorumlu E Komisyonu meyan kökünün balgamlı öksürük, mide ülseri ve karın ağrılarına karşı kullanılabileceğinin belirtmiştir.

Bronşit için şifalı bitkiler : Bronşite iyi gelen bitkiler arasında önemli yeri olan meyan gögsü yumuşatıcı ve balgam söktürücüdür. Bronşit ve ciğerdeki balgamı akışkan hale getirir.

Şifalı bitkiler soğuk algınlığı : Meyan kökü bitkisinin öksürük kesici etkisi vardır. Soğuk algınlığı içinde yararlanılabilir. Soguk algınlığı septomlarını iyileştirici etkisi bir diğer meyan kökü faydası olarak belirtilebilir.

Yangı giderici, kortizona benzer bir etkisi tespit edilmesine rağmen kortizonun göstermiş olduğu yan etkileri göstermemektedir.

Meyan kökünün Vücutta virüslere karşı etki gösteren interferon düzeyini artırdığına dair araştırmalar bulunmaktadır.

Meyan kökünün içeriğinde güçlü antioksidan özelliğiyle bilinen flavonoidler de yer alır.

Almanyada meyan kökü ile yapılan bir araştırma meyanın sars virüsünün çoğalmasını engelleyici etkide bulunduğunu göstermiştir.

Arterit ağrıları için yararlıdır.

Meyan kökü bitkisi menopozun semptomlarını tedavi etmek için kullanılabilir.

Spazm çözücü etkisi meyan kökünün yararları arasındadır

Meyan çayı kabızlık sorununa yardımcı olabilir

Yorgunluk gibi şikayetlerde kuvvet verici etkisinden dolayı tonik olarak kulanılabilir.

Sağlıklı olmak ve hastalıklardan korunmak isteyen herkes meyan kökünü kullanabilir.

Meyan Nasıl Kullanılır?
Meyan kökü çayı ve meyan kapsülleri şeklinde alınabilir. 100-520 miligramlık kapsülleri vardır.

Meyan çayı : Yarım kahve kaşığı kıyılmış meyan kökü üstüne bir fincan kaynar su döküldükten sonra 5 dakika demlenir ve süzülerek içilir.

Meyan balı : Meyan balı meyan köklerinin kaynar suyla karıştırılmasından sonra alçak basınçta yoğunlaştırılması yoluyla yapılır. Siyah renkte sert bir yapıdadır. Toz veya çubuk halde satılır.

Özelikle güney illerimizde meyan şerbeti kullanımı oldukça yaygındır.

Meyan kökü geleneksel Çin tıbbında da kullanılan bir bitkidir. Meyan ekstresi Avrupa ve Amerikada da eczanelerde satılmaktadır.

Meyan Kökünün Zararları Varmıdır?
Meyan kökünün faydaları meyan kökünün kullanımı nın bilinçli şekilde uygulanmasından geçiyor.

Sürekli ve yüksek miktarda alımından kaçınılmalıdır. Altı haftadan daha uzun bir süre yüksek miktarda alımı toksik etkiye neden olabilir. Kullandıktan sonra 3 hafta ara verilmesi tavsiye edilmektedir.

Günlük en yüksek doz -600 mg glisirizin- aşılmamalıdır!

Meyan kökü kullanımı potasyum kaybına yol açabileceği için potasyum içeren yiyecekler de alınmalıdır.

Yüksek tansiyona sebep olabilir. Tansiyon ilacı kullananlar aynı anda meyan kökü kullanmamalıdır.

Kalp hastalarının kullandığı ilaç olan Digoxin alanlar meyan otu kullanmamalıdır.

Vücutta sıvı birikmesine yol açabilir.

Böbrek rahatsızlığı bulunanlar kullanmamalıdır.

Bingildak Nedir Bingildak Gelisimi

Baş Kemikleri Bütünü, Bıngıldak Nedir, Bıngıldak Gelişimi

Kafa ve yüz kemikleri, iskeletteki durumlarına göre birleşerek başı meydana getirirler. Baş bütününün okunmasında bir takım normalar ele alınır.

Norma; başa bakıldığı zaman, çevre sınırı içinde görülen bütündür.
Baş bütününün okunuşunda; 1) üst, 2) alt, 3) yan, 4) arka, 5) ön. 6) sagital olmak üzere altı norma ele almak gerekir.

Üst norma; Başın yuka­rıdan görünüşü değişik olmakla beraber, çok defa oval biçimde ve değirmiye yakındır. Üzerinde birtakım dikişler (suturae) vardır: 1) Frontalle iki parietal arasında olup, enine olarak, bir taç gibi duran sutura coronalis, 2) orta çizgi üzerinde, iki parietal arasında sutura sagitialis, 3) panetaRevle occlpital arasında enine durumda olan sutura lambdoidea, vardır. Sagital dikişle koronal dikişin birleştiği noktaya bregma; lambdoid dikişle, sagital dikişin birleştiği noktaya lambda; (Bu noktalarda fetus başında eş adlar alan bıngıldaklar bulunur). Sagital dikişin iki yanlarında tuber parietale ve foramen parietale görülür; sonuncu deliğin hizasında olarak sagital sutur üzerindeki noktaya obelion. denir. Önde ortada: tuber jrontale; onun altında ve yanlarda, arcus mperciliaris; ve bu iki kaş kemeri arasında glabella; lambda üstünde orta çizgi üzerinde, her zaman bulunmayan ve sutura metopica denen bir dikiş görülebilir.

Üst norma'nın yanlarında frontalin processus zygomaticus'undan başlayarak yukarıya ve arkaya giden, crista temporalis ossis frontalis ile onun devamı olan linea temporalis vardır. Bu sonuncu çizgi fossa temporalis'i yukarıdan sınırlatacaktır.

Alt norma; Başın alt normasının sının şöyledir Altçene kemiği başla beraber ise, önde mandibula cisminin alt kenarı; eğer beraber değilse, önde üst çenenin keser dişleri; yanlarda alveol kemeri ve elmacık kemerinin alt kenarı; linea nuchalis terminalis, en arkada da protuberentia occipitalis externa.

Bu sınır içinde üst çene kemiğinin, processus palatinus'u ile, damak kemiğinin meydana getirdiği üstdamak, ve onun arkasında görülen vomer'in arka kenarı ve yanlarda choana narhım, onların da yanlarında processus pterygoides, daha arkada sfenoidin büyük kanadının ve cisminin alt yüzü; daha yanlarda, temporalin skuama parçasının elmacık çıkıntısı altında kalan bölümü ile pyramisin at - ön ve alt - arka yüzleri; mastoid çıkıntı; artkafa büyük deliği ile onun çevre ve arkasında kalan kafa bölümleri.

Başın alt norrnasında bu parçalar üzerinde görülenler şunlardır: Altçene cisminde ve orta çizgi üzerinde spinae mandibulares, yanlarda sırasiyle görülen üç çukurcuk; fossa musculi biventeri, fossa sublingualis, fossa submandibularis ve son iki çukurcuk arasında, linea mylohyoidea; sert damakta ve orta çizgi üzerinde, orta keser dişleri arkasında, foramen incisivum; daha arkada sutura palatina mediana; bu dikişin iki yanlarında torus palatinus; üzeri delikli ve pürtüklü damak kubbesi; daha arkada ve yanlarda, sutura palatina transversa; sert damağın en arka ve yanlarında canalis pterygopalatinus'vm alt deliği olan foramen palatinum, majus; bu deliğin de arkasında damak kemiğinin processus pyramidalis'i üzerinde foramina palatina minora; sert damağın arka kenarında ve orta çizgi üzerinde spina nasalis posterior; sertdamağm tamamiyle arkasında ve üstünde 2,5 santimetre yüksekliğinde ve 1,25 Cm. eninde, birbirinden vornerlc ayrılmış, burun boşlukları arka delikleri (choana); bunun yanlarında damak kemiğinin dikey parçası, sfenoidin pterigoid çıkıntısının içyan laminası; yukarıda ise, ortada vomerinin üst kenarındaki kanatları­nın sfenoidin rostum'u ile, yanlarda sfenoidin processus vaginalis'i ve cisminin alt yüzü ile damak kemiğinin processus splıenoideus'n arasında meydana gelen canalis basipharyngicus ve canalis pharyngicus; choana'' Iarın yanlarında sfenoidin kanatsı çıkıntıları (processus pterygoides) ve onların medial ve lateral laminaları arasında, fossa pterygoidea; içyan lamına ucundaki hamulus pterygoideus; yine bu lamına arka kenarı yukarısındaki sandalsı çukur; onun da arka ve yukarısında Vidlus kanalının arka deliği; choana-ların arkasında, orta çizgi üzerinde önden arkaya doğru, pars basilaris ossis occipitalis ve onun alt yüzündeki tuberculum pharyngicum; daha arkada, foramen occipitale magnum; bu deliğin iki yanlarında ve önünde bulunan iki tane condylus occipitalis; bu lokmaların arkasında fossa condylica ve bu çukurun dibinde canalis condylicus: (Artkafa büyük deliğinin ön kenarının ortasına basion, arka kenarının ortasına opisthion denir). Alt normanın en arkasında orta çizgi üzerinde, crista occipitalis externa; bu normanın yanlarında, pterygoid çıkıntının dışyan laminasmın da dışında, foramen ovale; onun arka ve dışyanında, sırasiyle, foramen spinae, spina angularis, Glaser yarığı ile ikiye ayrılmış fossa mandibularis; bu çukurluğun önünde tuber articulare; aynı çukurun arkasında pars tympanica ve bunun alt kenarının yaptığı, crista tympanica; bu ibiğin arkasında processus styloides; bunun tabanı arkasında foramen stylomastoideum; bu deliğin arkasında ve dışyanında processus mastoides, incisura mastoidea ve sulcus arteria occipitalis; alt normanın, pterigoid çıkıntının içyan laminasının arkasında ve dışyana doğru temporalin pyramis'inin kesik tepesi, içyanda sfenoidin cisminin arkası ile birleşen pars basilaris, dışyanda sfenoidin büyük kanadının margo petrosus'u, ve bu üçünün arasında da, foramen lacerum; bu deliğin ön kıyısına açılan canalis pterygoideus'un arka deliği; bu deliğin dışyanında, apertura interna canalis carotici; bunun dışyanmda, sfenoidin büyük kanadı ile pyramls arasında sulcus tüba auditka ile bunun dibindeki fissura petrosphenoidale; sulcus tubae'nin arka ve dışyanında apertura externa canalis carotici; bunun da arka ve dışyanında, foramen jugulare; (önde pyramis arkada occipital, üzerinde görülen eş addaki çukurların birleş­mesinden ortaya çıkan bu delik piyeste üç kompartıman halindedir, öndekinde sinüs petrosus inferior, ortada 9, 10, 11 inci kafa çiftleri yani nervus glossophryngicus, nervus vagus, nervus accessorius, arkada da sinüs sigmoides'in sonlandığı bulbus vetıa jııgularis intenıa); karotis kanalının dış deliği ile jugular delik arasındaki keskin kenar üzerinde canaliculus tympanicus'un alt deliği, bunun da içyanında fossula petrosa ile onun dibine açılan, apertura externa canaliculi chochleae; foramen jugulare ile foramen lacerum arasında, fissura petrooccipitalis ve bunun arkasında canalis nervi hypoglossi; alt normanın en arka bölümünün yanlarında ise üst ve alt ense çizgileri ile onların arasında, ense kaslarının bir kısmının yapıştığı planum nuchale vardır.

Yan norma; Başa yanlardan bakılırsa, kalın ucu arkada tepesi önde ve aşağıda; büyük ekseni yukarıdan aşağıya ve arkadan öne eğik yumurtamsı biçim gösterir.

Yan normada kafa ile yüz arasındaki sınır aşağı yukarı sutura nasofrontalis ortasındaki nasion'dan mastoid tepesine çekilen tasarlı bir çîzgî ile gösterilebilir. Başın yan normasında ön normaya ait oluşumlar da görüldüğünden, yan normanm önce sınırını göstermek gerekir. Bu sınır, yukarıda linea temporalis; önde, crista temporalis ossis frontalis; processus zygomaticus ossis frontalis, ve sonuncunun tepesindeki sutura zygomaticofrontalis'den ramus mandibulae'nin ön kenarına çekilen çizgi ile gösterilebilir (Bu çizgi elmacık kemiğini ön ve arka iki bölüme ayıra­caktır, böylece bu kemiğin ön bölümü, ön normaya arka bölümü arka normaya girer).

Yan normanm aşağıda ve arkadaki sınırı ise ramus mandibulae'hin alt ve arka kenarı ile dışkulak yolu altından, mastoid çıkıntı tepesi ve arka kenarından, şakak üst çizgisine (linea temporalis superior uzanır.

Yan norma sınırları içinde görülen oluşumlar şunlardır: Elmacık kemiğinin facies tenıporalis'i ile bu kemiğin arka - üst ve arka - alt kenarları; ramus mandibulae; frontal ve parietalin linea temporalis superior altında kalan bölümleri; tuber maxillae; sfenoid kemiğinin büyük kanadının ve pterigoid çıkıntının dışyan bölümleri; temporalin skuama ve mastoid parçalarının kafadışı yüzleri bulunur.

Yan norma sınırı içine giren kemiklerin de birbirleriyle birleşme yerlerinde, birtakım dikişler ve aralarında da birtakım çukurlar meydana geldiği gibi, buralara da delik, kanal ve yarıklar açılır.

Sutura olarak yan normada; sygomaticofrontal, zygomaticotemporal, sphenmygomatik, sphenofrontal, sphenoparietal, sphenosquamosal ve parietomastoid dikişler görülür. Bunlardan, parietal, sfenoid, temporal ve frontal arasında pterion: parietal, temporal ve occipital arasında da asterion bulunmaktadır

Yan norma içindeki çukurlar da; fossa temporalis, fossa infratem­poralis. fossa pterygopalatina olmak üzere, üç tanedir. Bunları sırasiyle gözden geçirelim:

1) Şakak çukuru; Başın yanlarında, beşte dördü linea temporalis superior denen değirmi bir çevre ile sınırlı, büyük bir çukur olup yukarıda ve arkada üst şakak çizgisi, önde frontalin crista temporalisi ve processus zygomaticus, elmacık kemiğinin üst - arka kenarı, aşağıda elmacık kemeri ile sınırlıdır. Bu çukuru meydana getiren; önde, frontalin processus zygomaticus'u ile crista tenıporalis'i ve linea temporalis'inm arkasında kalan bölümü: sfenoidin büyük kanadının facies tenıporalis'i; elmacık kemiğinin üst-arka kenarı ile facies temporalis'm, arkada parietalin linea temporalis superior altında kalan bölümü ile temporalin skuamasının dışyan yüzü ve processus zygomaticus'âur. Bu çukur gerek iskelette gerek piyeste. altındaki elmacık aralığı aracılığı ile şakak altı çukuru ile birleşiktir. Elmacık aralığı genişliği ve biçimi şahsa göre azçok değişen bir aralık olup dışyanda şakak kemiğinin, processus zygomaticus'u ile elmacık kemiğinin processus temporalis'inin birleşme­sinden meydana geien ve üzerinde zygomaticotemporal dikiş görülen elmacık kemeri; içyanda da temporal ve sfenoid-deki crista infratemporalis ile sınırlıdır. Bu çukur üzerinde kemikler arasındaki dikişlerle temporalin sedefsi (skuama) parçasının dışyan yüzünde gördüğümüz ve piyeste, içinde derin şakak damarlarının geçmesine mahsus oluklar vardır. Bu çukuru meydana getiren kemik­lerden elmacık kemiğinin facies temporalis'i üzerinde o kemiğin içindeki kanalın temporal çukura açılan deliği foramen zygomaticotemporale görülür.

2) Şakak altı çukuru; Şakak çukuru­nun altında olan ve onunla orificium zygomaticum aracılığı ile birleşen bu çukur, dışyanda altçene kolunun (ramus mandibulae) içyan-yüzü: içyanda önde tuber maxillae, arkada pterigoid çıkıntının dışyan laminası arasındadır. Bu çukurun tavanının dışyan bölümünü orificium zygoma­ticum, içyan bölümünü temporalle sfenoid kemikte gördüğümüz crista infratemp, oralis"m altındaki, planum infratemporale, yapar.

Bu çukurun dışyan duvan üzerine canalis mandibulae'mn ağzı, ön duvarı üzerine foramina alveolaria maxillaria ve fissura spheno-maxillaris'in dısyan bölümü; içyan duvarı üzerine de fissura pterygo-mazillaris bulunur. Son iki yarıktan birincisi, bu çukuru orbita ile ikincisi de fossa pterygopalatina ile birleştirir.

Fissura s p h e n o m a x i l l a r i s, fossa infratemporalis'i orbitaya birleştiren bu yarığın aynı zamanda içyan bölümü de, fossa pterygopalatina'nın ön duvarının yukarı bölümü ile birleşiktir. Bu yarık arkada sfenoidîn büyük kanadının facies orbitalis'inin alt kenarı ile; önde üstçene kemiğinin facies orbitalis'imn arka kenarı arasında olup arkadan öne ve içden dışa doğrultuda ve hafifçe yukarıdan aşağıya eğiktir.

Pazi Kemigi - Kol Kemigi

Kol İskeleti

Kol veya Pazı Kemiği

Kolun iskeletinde bir tek kemik vardır. Uzun bir kemik olan bumerus yukarıda skapula aşağıda ulna ve radius ile eklemleşir. Her uzun kemikte olduğu gibi bir cismi, iki ucu gözden geçirilmelidir.

Cismi; Kemiğin diyafiz'i de denen bu parça, doğru yöneltide olmakla beraber, ekseni üzerinde hafif bükülmüş gibidir.
Cismin yukarısı silindir, aşağısı üçyüzlü prizma şeklinde olup. bütününde, üç yüz, üç kenar, gözden geçirilir.
D ı ş y a n yüz; Bu yüzün orta bölümünün biraz üstünde, yukarıdan aşağıya ve arkadan öne, pürtüklü bir ibik görülür ki bu kemik cisminin ön kenarında ve aynı hizadaki pürtükle beraber, V biçimi gösterdiklerinden ve üzerine omuz kaslarından deltoid yapıştığın­dan buna deltoid V'si veya pürtüğü, adı verilir.

Bu yüz üzerinde ve deltoid pürtüğünün altında, arka yüzden bu yüze doğru geniş ve eğik bir oluk halinde gelen, sulcus nervi radialis vardır.

Arka yüz; Yukarıdan aşağıya ve içden dışa eğik, geniş ve silik bir olukla iki parçaya ayrılır. Radial sinirle komşu olan bu oluk sulcus nervi radialis adı almakta olup, aşağıda, dışyan yüze doğru devam eder.
î ç y a n yüz; Ön ve içe bakan bu yüz üzerinde, şu oluşumlar görülür:

a) kemiğin üst ucundan gelen ve piyeste içinde iki başlı kasın kirişi bulunan bir oluk; b) orta bölümde, içyan kenara yakın olarak, pürüzlü küçük bir yüzey: c) bunun önünde, besleyici kanal deliği (foramen nutrickım) ; d) alt bölümde görülen düz bir yüzey (Bu yüzün alt bölümü üzerinde, bazan processus supracon-dylicus adı alan bir kabartı görülebilir).

Kenarlar; Ön kenar; yan yukarı bölümde pürtüklü olup. bu bölümün üst parçası; sulcus intertubercularis'in dışyan dudağını; alt parçası da, V şeklindeki deltoid pürtügünün ön kolunu yapar. Ön kenarın yarı alt bölümü kunt olup en aşağıda, iki kol halinde koronoid çukurun iki yan kenarım sınırlar.

Dışyan kenar; Bu kenarın yukarı bölümü belirsiz olup, sulcus nervi radialis'le karışır; aşağı bölümü ise üzerine dış epikondil kaslarının yapıştığı, pürtüklük gösteren bir ibik halindedir.

İçyan kenar; Bu da yukarısı silik ve aşağısı belirli bir kenar halindedir.
Üst uç; Kemiğin üst epifizi de denen bu uçta üç çıkıntı vardır: 1) humerus başı; 2) büyük tüberkül; 3) küçük tüberkül.

Kol kemiği başı;
2/5 bir küre parçası görünüşünde yuvarlak ve üzeri kaypak olan bu baş içyana, arkaya ve yukarıya bakmakta ve kendi ekseni ile cismin ekseni arasında ortalama olarak 130 derecelik bir açı yapmaktadır. İskelette skapulanın glenoid çukuru ile eklem yapan humerus başı, büyük ve küçük tüberküllerden, anatomik boyun (collum anatomicum) denen değirmi bir olukla ayrılmıştır.

Büyük tüberkül; Trochiter de denen bu tüberkül; başın dışyanmda, küçük tüberkülün arka ve dışyanında, ondan sulcus intertubercularis denen olukla ayrılmış olarak bulunur.
Büyük tüberkülün üst ve arka yüzleri üzerinde, önden arkaya sıralanmış üç yüzcük görülür ki omuz kaslarının bir kısmının yapışma­sına mahsusdur.

Büyük tüberkülün önünde sulcus intertubercularis'in dış dudağı başlar.
Küçük tüberkül; Trochin de denen bu tüberkül, üst epifizin önünde başla büyük tüberkül arasında olup, birinci ve kendi arasında collum anatomicum, ikinci ile kendi arasında sulcus intertubercularis vardır ve üzerindeki pürtüklere omuz kaslarından musculus subscapularis yapışır.

Küçük tüberkülün altı, sulcus intertubercularis'm iç dudağı ile uzanır.
Büyük ve küçük tüberküller arasında, tüberküllerarası oluğunun üst ucu vardır. Bu oluk kemiğin cisminin 1/4 üst ile 3/4 alt bölümünün birleştiği hizaya kadar, yukarıdan aşağıya ve dıştan içe doğrultuda, hafif bir eğrilik göstererek devam eder.

İçyan ve dışyan olarak bulunan iki dudağın üzerinde kasların yapış­masına mahsus pürtükler görülür. Crista tuberculi minoris adı alan içyan dudağı, küçük tüberkülden başlar ve crista tuberculi majoris adı alan dışyan dudak büyük tüberkülden başlar.

Humerusun üst ucunu cisme birleştiren değirmi parça şirürjikal boyun adı alır.
Alt uç; Humerusun alt diyafizi denen bu uç, önden arkaya basık ve enine durumda olup kemik cisminin eksenine bakarak öne doğru hafif bir eğrilik gösterir. Bu uç üzerinde ikisi ortada öbür ikisi yanlarda dört çıkıntı ile, ikisi ön yüzde biri arka yüzde olmak üzere üç çukurluk vardır.

Çıkıntılardan ortadakiler, dirsek eklemi ile ilgilidirler. Bunlardan içyandaki makara biçiminde olup, trochloea humeri; dışyandaki lokma veya başçık biçiminde olup, capitulum humeri adı alır. Bu iki çıkıntının arasında da bir olup vardır.

Humerus makarası; Bir makaranın 3/4 kısmı görünüşünde olup geri kalan 1/4 üst kısmı, kemikle birleşiktir. Makaranın yarı içyan parçası yan dışyan parçasından daha büyük olup, makara boynu yukarıdan aşağıya dışyandan içyana eğiktir, iskelette makara ulna'nın üst ucundaki yarımay çentikle eklemleşir. Trochlea'-nın üstünde önde ve arkada iki çukurluk vardır. Üçgen şeklinde olan bu iki çukurdan öndeki arkadakinden daha küçük olup, koronoid çukur adı alır ve iskelette ulnanın koronoid çıkıntısını, önkolun bükme hareketi zamanında, içine alır. Arkadaki çukur, olekran çukuru adı almakta olup iskelette bunun içine, önkolun açma hali zamanında, ulnanın olekran çıkıntısı girer.

Humerus başçığı; Yuvarlak ve kaypak yüzlü olan bu lokma şeklindeki çıkıntı, yarım küre şeklinde olup, yüzü öne ve aşağıya bakar. Radius'un başçığı ile iskelette eklem yapan bu çıkıntının üstünde fossa radialis denen ve çok derin olmayan çukurluk içine, iskelette ön kolun bükme hareketi zamanında, radius başçığının çevresinin ön kenarı girer.

Humerus'un alt ucunun ön yüzündeki adı geçen iki çukurluk arasında bulunan eğik ve uzun çıkıntı yukarıda cismin ön kenarı ile uzanır.

Humerusun alt ucundaki yan çıkıntılar epikondil adı almakta olup, içyan ve dışyanda bulunurlar.

İçyan epikondi; Troklearun üstünde olan ve kemik cisminin içyan kenarı ile uzanan künt bir çıkıntı olup önden arkaya basıkça olan önyüzü, önkoldaki iç epikondil kaslannın yapıştığı pürtüklük gösterir.

Arka yüzünde yukarıdan aşağı doğrultuda, dikine konveks, enine konkav olarak görülen oluk piyeste içinden ulnar sinirinin geçmesinden ötürü sulcus nervi ulnaris adı alır.

Dışyan epikondil; İçyandakin-den daha basık ve daha az çıkıntılı olan bu epikondil, yukarıda kemik cisminin dışyan kenarı ile uzanmakta olup üzerindeki pürtüklüklere, dış epikondil kasları yapışır.
Kemikleşme; Humerus 8 kemikeşme noktası ile gelişir. İlkel nokta fetal hayatın 40 ıncı gününde diyafiz üzerinde görülür. İkincil noktalardan 3 tanesi üst epifiz, 4 tanesi de alt epifiz üzerinde olup, doğumdan sonra, yerine göre, değişik yaşlarda görülebilir.

Humerusun tamamiyle kemikleşmesi ve diyalizlerin epifizlerle birleşerek synehondrosis epiphyseos'un kayboluşu 20 ilâ 26 yaş arasındadır.

Yuz Kemikleri Ustcene Kemigi

Yüz kemikleri, Yüz Kemik

Yüz iskeleti başın ön bölümünde, kafanın da yarı ön ve altında bulunur. Yüzün üst çene ve alt çene olmak üzere iki bölümü vardır.

Üst çene; bir tek ve orta çizgi üzerinde altısı çift olarak onüç kemikten meydana gelir; bu kemiklerden en büyüğü, üstçene kemiğidir. Ötekiler damak kemikleri, tırnaksı kemikler, alt boynuzcuk kemikleri, burun kemikleri ve elmacık kemikleridir. Alt çenede yalnız bir tek kemik bulunur; altçene kemiği.

Üstçene kemiği


Üstçene kemiği, ağız boşluğunun üstünde, gözçukurunun altında, burun boşluklarının yanlarında, bulunan bir kemiktir. Bu kemik karşı eş kemikle birleşerek, bu boşlukların meydana gelmesine yardım eder.

Düzensiz bir dörtgen şeklinde ve içinde üstçene sinusu adı alan bir boşluk bulunan bu kemiğin, iki yüzü ve dörtkenarı okunmalıdır.

Dışyan yüz; bu yüzde dört çıkıntı göze çarpar; ortada, tepesi kesik bir piramid şaklinde olan, elmacık çıkıntısı (processus zygomaticus); onun ön ve üstünde, tepesi frontal kemikle birleşen, processus frontalis; altında, bir sıra üzerinde, üstçene dişlerinin içine gömüldüğü, 'processus alveolaris; arkada, bir tümsek halinde bulunan. tuber maxillae.
Elmacık çıkıntısı; tepesi kesik, üçgen piramid şeklinde, olup üç yüzü ve bu yüzleri birbirinden ayıran, üç kenarı ile bir tepesi vardır.

Üst yüz; göz çukurunun meydana gelmesine yardım eder, ortasında, önden arkaya görülen oluk (sulcus infraorbitalis), önde bir kanalla (canalis infraorbitalis) uzanır; bu kanalın ön ucu, yukarıda, önyüze açılan, foramen infraorbitale ile; aşağıda, köpek dişi ve keser dişler alveolünde sonlanan dar bir kanalcık ile uzanır.

Ön yüz; piyeste yanak derisi ile komşu olan bu yüz üzerindeki foramen infraorbitale, üst yüzde ismi geçen, canalis infraorbitalis'in ön ucudur. Bu delik gözçukuru alt kenarının 5-6 milimetre altında ve onun, 1/3 içyam ile, 2/3 dışyanının birleştiği hizadadır.

Arka yüz; baş bütününde fossa infratemporalis'e bakan bu yüz, tuber maxiillae ile uzanır.
Elmacık çıkıntısının kesik tepesi, elmacık ön alt kenarı ile birleşir.

Elmacık çıkıntısının, ön ve üstünde bulunan processus frontalis'in dışyan yüzünün arka bölümünde ve onun arka kenarına paralel olarak processus zygomaticus'un üst kenarı ile uzanan ibik, crista lacrimalis anterior adı alır.

Üst çene kemiğinin dışyan yüzünde, elmacık çıkıntısının ön ve altında; processus alveolaris üzerinde görülen kabartılar, juga alveolaria adı alır. Bu kabartılarla elmacık çıkıntısının ön yüzü arasındaki çukurluğa, fossa canina denir.

Dışyan yüzün elmacık çıkıntısı arkasında kalan ve tuber maxillae adı alan tümsek üzerinde iki, üç ve daha çok olmak üzere görülen delikler, foramina alveolaria posteriora adı alır ki üst azı dişleri alveollerinde sonlanan aynı addaki kanalcıkların başlangıçlarıdır.
İ ç y a n yüz: bu yüzün 3/4 üst ve 1/4 alt kısmı üzerinde görülen yatay çıkıntı, damak çıkıntısı adı alır.

Damak çıkıntısı; Yukarıdan aşağıya basık, üçgen bir çıkıntı olup ona çizgi üzerinde, karşı eş çıkıntı ile birleşerek, sert damağın bir parçasını yapar, Bu ıkıntının üst ve alt iki yüzü ile üç kenarı vardır.

Alt yüzü, pürtüksüz olup burun boşluklarının döşemesini yapmaya yardım eder; üst yüzü. damak kubbesini yapar; bu yüzün üzeri pürtüklü olup birçok damar delikleri gösterdiği gibi, içinden damar ve sinirlerin geçtiği, önden arkaya doğrultuda oluklar vardır.
Dışyan kenarı, üstçene kemiği ile birleşir. Arka kenarı, damak kemiğinin lamına palatina'sı ile eklemleşir. İçyan kenar ise, kalınca olup karşı kenarla birleşerek, yukarıda burun boşlukları döşemesinde ve orta çizgi üzerindeki crita nasalis'i; altta ise, sutura palatina mediana'yı yapar. (Bazan bu dikişin yanlarında damak çıkıntısının alt yüzünde görülen önden arkaya doğrultudaki kabartıya torus palatinus adı verilir.

Içyan kenarın yüksekliği, önde çoğalır ve crista incisivus adı alır ki, bunun da sivri olan ör. ucu. spina jıasalis maxillaris'air.

Crista nasalis üzerinde yukarıdan aşağıya ve arkadan öne iki oluk vardır ki, yüz bütününde birbirleriyle karşı karşıya gelerek canalis incisivus'u yaparlar: Bu kanalın özelliği; aşağıda, foramen incisuvum denen bir delikle, sutura palatina, mediana'nın ön ucuna açılması; yukarıda ise, iki delikle, burun boşlukları döşemesinde, orta çizgi yanlarında olarak, crista nasalis'uı iki yanına açılmasıdır.

Üstçene kemiğinin, içyan yüzünün, damak çıkıtısı altında kalan bölümü pürtüklü olup, sert damağın yan bölümlerini yaparlar.

Üstçene kemiğinin, içyan yüzünün, damak çıkıntısı üstünde kalan bölümü üzerinde, üstçene sinusu ağzı ile processus frontalis'in içyan yüzü ve ikisinin arasında sulcus lacrimalis görülür.
Üstçene kemiği üzerinde, geniş görülen bu sinüs ağzı, baş bütününde damak kemiği ve alt boynuzcuk kemik uzantıları ile daralmıştır.

Sinüs ağzının üstünde görülen yarım hücreler, etmoidin yarım hücreleriyle birleşerek cellulae ethmoidomaxillares'i yaparlar.

Sinüs ağzının önünde, yukarıdan aşağıya doğrultuda olan oluk sulcus larimalis olup, bunun keskin olan her iki dudağından öndeki processus frontalis'in arka kenarını, arkadaki de sinüs ağzının ön sınırını yapar. Bu her iki dudak baş bütününde unguis'in üzerindeki olukcukla birleştikten sonra canalis nasolacrimalis meydana gelir.

Üstçene kemiğin içyan yüzünde, gözyaşı oluğunun da önünde bulunan processus frontalis'in içyan yüzü üzerinde önden arkaya doğru üstte ve altta birbirine paralel iki pürtüklü iz vardır. Üstteki crista ethmoideus, alttaki, crista conchalis adı alır ki, yüz bütününde, birincisi etmoidle, ikincisi alt boynuzcuk kemikle eklemlesin

Kenarlar; Üst, alt, ön ve arka olmak üzere dört tanedir.
Üst kenarın, ön bölümü, processus frontalis'in arka kenarı ile uzanır, üst kenarının bu çıkıntının arkasında kalan çentiğe incisura lacrimalis denir.

Üst kenar, önden arkaya doğru unguis ve etmoidin lamına papiracea'sı ile eklemle gir.
Ön kenarın ortasında konkav bir çentik vardır. Bu çentiğin alt ucu bir diken gösterir. Bu çentik, karşı kemiğin eş entiği ile aperatura piriformis denen armutsu bir delik meydana getirir ki bu, burun boşluklarının ön ağzıdır..

Üst çene kemiğinin ön kenarının bu çentik üstünde kalan bölümü processus frontalis'in ön kenarı olup burun kemikleriyle eklemleşir.

Alt kenar, açıklığı içe bakan konkav bir çıkıntı şeklinde olup üzerinde üst dişlerin köklerinin yerleştiği alveoller bulunmaktadır. Bu diş çukurları ve dişler karşı kemiğin eş kenarı ile birleşerek diş kemerini yaparlar.

Arka kenar, kalın olup alt bölümünde; tuber maxillae hizasında bu kalınlık daha fazladır, bu kenarın üst ve alt bölümleri pürtüklüdür.

Üstteki processus orbitalis ossis palatini ile, alttaki ise processus pyramidalis ossis palatini ile birleşir.

Arka kenarın alt bölümünde, üst çene kemiğinin içyan yüzüne aşan bir oluk vardır; sulcus pterygoplatinus adı alan bu oluk, yüz bütününde damak kemiğinin eş addaki oluğu ile birleşerek canalis pterygopalatimus'u meydana getirecektir.
Üstçene sinusu; Burun boşluklarına açılan paranasal sinuslardan biridir. Processus zygomaticus'un içini kaplayan bu sinüs burun boşluklarında okunacaktır.

Tırnaksı kemik - Gözyaşı kemiği

Dörtgen ince bir lam biçiminde, dışyandan içyana yassı, göz çukurunun içyan duvarı üzerinde ve üstçene kemiğinin alın çıkıntısının arkasında bulunan bu kemiğin iki yüzü ve dört kenarı vardır.

Dışyan yüzü (Orbital yüz); Bu yüz dikey bir ibikle, iki bölüme ayrılır. İbiğin önünde kalan uzunluğuna oluk, gözyaşı oluğu adı alır ve bunun içyan kenarı, üstçene kemiğin processus frontalis'inin arka kenarı ile birleşerek gözyaşı kesesi çukurunu tamamlarlar. Bu çukurun alt bölümü canalis nasolacrimalis'ie uzanır.

Kemiğin dışyan yüzünün, gözyaşı arka ibiğinin arkasında kalan bölümü düz olup orbitanın içyan duvarının ön bölümünü yapmaya yardım eder.

Bu ibiğin alt ucunda, dışyana ve öne doğrultudaki, çengel şeklindeki çıkıntı hamulus lacrimalis adı alır ki, üst çene kemiğinin, üst kenarındaki çentikle eklemleşerek, canalis nasolacrimalis'in üst ağzını yapmaya yardım eder.

İçyan yüzü (Nasal yüz); Bu yüzün ortasında, dışyan yüzdeki ibiğe karşılık bir oluk vardır. Bu yüzün oluk önündeki bölümü burun orta measmı yapar; arka bölümü ise etmoidle birleşerek, etmoid ön hücrelerini tamamlamaya yardım eder.

Kenarlar; Üst kenar, frontalin facies orbitalis'inin içyan kenarı ile; alt kenar, alt boynuzcuk kemiğinin processus lacrimalis'i ile; arka kenar, etmoidin lamina papiracea'sı ile, ön kenarı da, processus frontalis maxillae'nin arka kenarı ile eklemleşir.

Worm kemikleri, Worm Kemiği

kafa kemiklerinin, bazılarının arasında arasıra fazladan görülen kemiklere, on yedinci yüzyılda yaşamış ve ilk defa bu kemiklerden bahsetmiş olan Olaus Worm'un adı verilmiştir. Bu kemikler, ya dikişlerin birleşme yerlerinde (pterion, lambda, bregma, glabella noktalarında os bregmaticurn, os epiptericum gibi adlarla veya dikişler üzerinde (en çok lambdoid dikiş üzerinde os suturare - ossa suturarum adı ile) veyahut da bir kafa kemiğinin içinde, dikişlerden uzak olarak bulunabilir.

Kafa bütününün okunması

Kafa kemiklerini ayrı ayrı gözden geçirdik. Bu kemiklerin birleşmesinden meydana gelen kafanın bütününe bakarsak, kalın ucu arkada ovoid bir kemik kutu olduğunu görürüz.
Kafada, kafatası veya kubbesi adı alan bir üst bölüm; bir de kafa tabanı adı alan alt bölüm vardır.

Kafa kubbesi ile tabam arasındaki sınır önde keş kemerlerinden, arkada ise artkafa d:ş çıkıntısından geçen, yatay bir düzlemdir. Kafa kubbesi, alın ve duvar kemiklerinin skuama parçalarından meydana gelir. Kafa tabanını sfenoid ve etmoid ile şakak ve artkafa kemiklerinin alt bölümleri yapar.

Kafa kemikleri birbiriyle birleşerek, dikişleri meydana getirirler. Kafa tabanında: içinden damar ve sinirlerin geçtiği, birçok delik ve kanallar vardır.

Kafa tabanının 1/3 ön parçası yüz kemiklerinin birçoğu ile, daha doğrusu, yüz bütününün üst bölümü ile birleşiktir. Bu birleşme aralarında; gözçukuru, burun boşlukları gibi aralıklar meydana gelmiştir.

Gerek kafanın dış yüzü ve gerekse kafa boşluğunun iç yüzü; yüz kemiklerinden sonra göreceğimiz baş kemiklerinin bütünü okunurken gözden geçirilecektir.

Frontal Bolge Alin Kemigi

Alın Kemiği - Frontal

Geniş ve dikey olan sedefsi parçası ile kafanın ön bölümünün; yatay parçası ile de göz çukurlarım yapmağa yardım eden bir kemiktir.
Böylece iki parçaya ayrılabilir:

1) Dikey parçası; üstte dikine ve enine (frontal durumda), arka yüzü konkav olarak kafatasının ön bölümünü yapar, bu parça squama frontalis adı alır.
2) Yatay parça; altta ve yatay durumda olup orbito-nasal parça adı alır. Bu ikinci parçanın yanları orbitaları meydana getirdiği için pars orbitalis, orta kısmı burun boşlukları ile ilgili olduğu için pars nasalis adı alır.

Bütünü göz önünde bulundurulunca, frontalin bir iç (kafaiçi) öbürü dış (kafadışı) olmak üzere iki yüzü ile bir çevresi ele alınabilinir.
A. Kafa dışı yüzü; Bu yüz biri dikey, biri yatay iki bölümle bunları birleştiren orbito nasal bir kenar gösterir.

Dikey parçası, önde konveks, orta çizginin iki yanlarında alın çıkıntılarını gösterir. Yanlarda şakak çukurunu yapmağa yardım etmek üzere küçük bir konkav yüzcük vardır. Kafadışı yüzünde görülenleri sıralayalım:

1) Orta çizgi üzerinde nadir olarak sutura metopica denen bir dikiş görülebilir; fakat çok defa doğduktan sonra bu dikiş kaybolursa da orta çizginin alt kısımlarında izleri bulunabilir.
2) Orta çizgi üzerinde altta, geniş kabartıya glabella,
3) Onun yanlarındaki uzunluğuna ve açıklığı aşağı bakan bir konkavlık gösteren kabartıya kaş kemeri,
4) Onların üstünde ve orta çizginin yanlarında yuvarlak geniş iki tümsek bulunur ki bu sonuncular gençlerde daha çıkıntılıdır.
5) Daha yanlarda, şakak çizgisi adı alan ve kemiğin kafadışı yüzünün dikey parçasının konveks olan ön yüzüyle yanlardaki konkav bölüm arasında bulunan bir şakak çizgisi, (Bu iskelette Unea temporalis superior'un başlangıcını yapar).
6) Son olarak en dışyanda, üçgen şeklinde hafif konkav bir yüzey (facies temporalis ossis frontalis) görülür.

Yatay parça; Ortada konkavlığı öne ve aşağı bakan bir çentik gösterir. Kenarları dişli olan bu çentik içyanda burun kemikleri, dışyanda üst çene kemiğinin frontal çıkıntısı ile birlcş'r. Yatay parçada orbito-nasal kısmın yanlarında spina nasalis, onların yanlarında sinüs frontalis'in ağzı apertura sinüs frontalis vardır.

Bu parçanın ortasında bir etmoid çentiği görülmekte olup. kenarı çok pürtüklü olan bu çentik iskelette etmoidle birleşir. Bu çentiğin önünde ve ortada bulunan sim çıkıntı spina nasalis adı alır. Üç yüzlü piramid şeklinde tepesi aşağıda tabanı yukarıda bulunan bu dikenin ön yüzü pürtüklü olup iskelette burun kemikleriyle birleşir. Arka yüzleri burun boşluklarının tavanını yapmaya yardım eder. Arka yüzünde ve ortada bulunan dikine kabartıya etmodin dikey laminası birleşir.
Bu etmoid çentiğinin yanlarında ve arkasında önden arkaya uzanan sathı üzerinde birbirleriyle ince lamellerle ayrılmış yarım hücreler görülür. Foveollae ethmoidea denen bu çukurcuklar etmoidin üst yüzündeki yarım hücrelerle birleşerek tam bir hücre yapacaklardır. Bu yarım hücrelerin arasında sağda solda ikişer tane oluk şeklindeki yarım kanalları da etmoidin aynı olukları ile birleşerek önde canalis orbitocranialis arkada canalis orbitoethmoideus'u meydana getirirler.

Yatay parçanın yanlarında üçgen şeklinde iki konkav çukur vardır ki facies orbitalis denen ve göz çukurunun üst duvarını yapan bu yüzey üzerinde dışyanda görülen küçük çöküntü fossa glandulae lacrimalis; içyanda ve önde görülen diğer bir küçük çöküntü foveola trochlearis adı alır. (Piyeste bu çukurluğun birincisi içinde gözyaşı bezi bulunacak, ikincisi üzerine de m. obliguus superior'un kirişine ait trochlea yapışacaktır)

Orbito-nasal kenar; Bunun da bir ortada iki yanlarda olmak üzere üç kemeri vardır. Ortadaki kemer kenarları dişli olup içyanda burun kemikleriyle dışında üst çene kemiğinin frontal çıkıntısı ile iskelette birleşir. Yan kemerler ise orbitanın üst kenarlarını yapmaktadır; bu kemerlerin iç yan bölümleri kunt dışyan bölümleri keskindir. Bu yan kemerler üzerinde orta çizginin üç santim dışyanında bazan bir çentik bazan bir delik bulunur ki inclsura supraorbitale veya foramen supraorbitale adı alan bu delik ve çentikten damar ve sinirler geçer.

Yan kemerlerin dış uçları prizmatik şeklinde bir çıkıntı ile sonlanır, processus zygomaticus ossis frontalis adı alan bu çıkıntı elmacık kemiğin üst açısı ile iskelette birleşecektir.

B. Kafa içi yüzü; Bu yüz genel olarak açıklığı arkaya bakan bir konkavlık gösterir bu yüzlerinde de kafa dışı yüzünde olduğu gibi biri dikey biri yatay iki yüzey vardır. Her ikisi üzerinde görülenler şunlardır. Orta çizgi üzerinde aşağıdan yukarıya doğru etmoid çentiğinin hemen üzerinde foramen caecum adı alan kör delik; bunun üzerinde önce bir ibik olarak yukarıya doğru uzanan sonra ikiye ayrılarak kemiğin üst kenarına doğru gittikçe keskinliği kaybolmak üzere devam eden bir ibik görülür. Su ibiğin başlangıcına crista frontalis, sonraki ikileşerek aralarında meydana gelen oluğa da sulcus sagitalis adı verilir; bu oluğun yanlarında görülen küçük ve serpilm:'ş çukurlar Paccioni cisimcikleri çukurcukları adı alır.

Yanlarda, etmoid çentiğinin her iki yanında olarak konveksliği yukarı bakan üzeri girintili çıkıntılı yatay yüzey pars orbitalis'in kafaiçi yüzü olup üzerindeki girintiler impresiones gyrorum, çıkıntılarda juga cerebralia adı alır ki, piyeste beyin kıvrımlarıyla komşudurlar.

C. Kemiğin çevresi; Kemiğin çevresi biri yukarıda yarım daire şeklinde öbürü aşağıda yatay olarak iki kenar gösterir. Yarım daire kenar üzeri dişli olup iskelette, üs: bölümde parietal kemikle birleştiği için margo parietalis adı alır. Bu kenar üst bölümde içten dışa, alt bölümde dıştan içe kalem vari kesiktir; bu kenarın alt bölümü sfenoidin büyük kanadı ile iskelette birleşir.
Çevrenin yatay parçası ortada etmoid çentiğini göstererek yanlarında bütün uzunluğunca sfenoidin küçük kanadı ile iskelette komşudur.

Çevrenin bu üst ve alt bölümleri arasında yanlarda kalan kalınca ve künt köşe sfenoidin büyük kanadı ile iskelette birleşir.

Alın sinusu; Kemiğin iç iaminası ile dış laminası arasında ve kaş kemerlerinin bulunduğu hizada sağda ve solda üçgen piramid şeklinde araları septum adı alan bir bölme ile ayrılmış boşluklara sinüs frontalis adı verilir, bu sinusiar biraz evvel görüldüğü gibi iskelette etmoid çentiğin yanlarında ve yarım hücrelerin önünde apertura sinüs frontalis adı alan delikle ve etmoidin infudibulumu aracılığı ile burun boşluklarının orta measına açılmaktadır

Duvar Kemigi ve Cepek Kemigi

Duvar Kemiği, Çeper Kemiği

Orta çizginin yanlarında, dörtgen biçimde, kafa boşluğunun yan duvarlarının büyük bir bölümünü meydana getiren, yassı bir çift kemiktir. Frontalin arkasında, occipital'in önünde, temporal ve sfenoidin üstünde bulunmaktadır. Bir d ı ş, bir i ç. iki yüzü ile dört kenar ve dört açı gösterir.

Dış yüz; Bu yüze kafadışı yüz de denir; konveks olan bu yüzün alt bölümünde, birbirine az çok paralel ve konkavlıkları aşağı bakan iki çizgi görülür; üsttekine şakak üst çizgisi alttakine de şakak alt çizgisi adı verilir. (Birincisine şakak kasının fasiası ikincisine kendisi yapışır). Bu çizgilerin üstünde, kemik kaypaktır.

Kemiğin bu yüzünde en fazla tümseklik gösteren kısmına duvar kemik tümseği denir. Bu yüzde üst kenara ve onun arka bölümüne yakın olmak üzere görülen deliğe, foramen parietale denir.
İç yüz; Kafaiçi yüzü de denen bu yüz, konkav olup çukurluğu en fazla olan orta bölümüne, duvar kemik çukuru denir. Bu yüz üzerinde alt kenardan üst kenara doğru dallanmış olarak ilerleyen oluklar, sulci arteriorum adı alır. Bu yüzün üst kenara yakın bölümlerinde, bu kenar uzunluğunca görülen yarım oluk, eş kemiğin aynı yüzündeki yarım olukla birleşerek sulcus sagitalis'i yapacaktır. Bu yüzde kemiğin üst kenarına yakın olarak görülen küçük çukurcuklar, Pacchioni çukurcukları adı alır. Bu yüzde, üst kenara ve onun arka bölümüne yakın olarak görülen delik foramen parietale'dir.

Kenarlar; Üst kenar; dişli olup karşı taraftaki kemiğin eş kenarıyla birleşerek, suturga sagitalis'l yapar.

Alt kenar; dıştan içe doğru kalem vari kesik olan bu kenar, temporalin pars sguamosa'si ile birleşerek, sutura parietotemporalis'i yapar.
Ön kenar; frontaîle birleşerek sutura coronaüs'i yapar.
Arka kenar; artkafa kemiğinin skuaması ile birleşerek, sutura lambdoides'i yapar.
Açılar; Bu kemiğin üst ön açısı koronal ve sagital dikişlerin birleştiği yere rastlar: bu noktaya bregma adı verilir.

Arka üst açı (Angulus occipitalis); sagital ve lamdoid dikişlerin birleştiği yere rastlar; bu noktaya lambda denir.

Ön-alt açı; sfenoidin büyük kanadı ile birleşir. Buradaki frontal, parieral ve sfenoidin büyük kanadının birleştikleri noktaya, pterion denir.
Arka-alt açı; temporalin mastoid parçası ile occipital arasında olup. bu üç kemiğin birleşme noktasına, asterion adı verilir.

Bas Kemikleri - Kafa Kemikleri

Baş Kemikleri

Baş, omurganın yukarı ucuna dayalı, arkası önünden geniş, oval biçiminde olan iskelet parçasıdır. Kendisini meydana getiren kemiklerden alt çeneden gayri bütün kemikler birbiriyle birleşik olup, oynamazlar; bu birleşme sinartros grubundan eklemleşme iledir.
Baş, iki bölüme ayrılır:

1) Kafa; olup boşluğunda tümbeyin bulunduran 8 kemikten,
2) Yüz; olup 14 kemikten, meydana gelmiştir.

(Bu bölümün içine, kafa kemikleri arasında çok görülen, yer, sayı ve şekilleri değişik olan küçük Worm kemikleri girmez.)

Kafa Kemikleri, Kafa Kemiği

Kafa kemikleri 8 Tanedir; 4 ü ortaca tektir, ikisi yanlarda ve çifttir. Ortada ve tek olanlar arkadan öne doğru:

1) Artkafa kemiği (Occipital)
2) Kaması veya temel kemik (Sfenoid)
3) Kalbursu kemik (Etmoid)
4) Alın kemiği (Frontal)


Yanlarda ve çift olanlar:


1) Duvar veya Çeper kemiği (Parietal)
2) Şakak kemiği (Temporal)
Artkafa kemiği


Kafanın arka, alt ve orta kısmında, tek ve simetrik bir kemiktir. Atlas kemiği üstünde temporal ve parietal kemikleri arasında, sfenoid kemiğin arkasındadır. Bu kemiğin biri dikey öbürü yatay iki bölümü vardır; dikey bölümü bir küre parçası biçiminde olup kenarları düzensiz bir dörtgeni andırır; yatay bölümünün ortasında oval biçiminde geniş, ucu arkada bir delik gösterir. Artkafa büyük deliği denen bu deliğin içinden, bulbus, vertebral arterler, ve n. accessorus'un kökleri geçer. Önden arkaya 35mm enine 30 mm. çapında olan bu delik, kafa boşluğunu omurga kanalına birleştirir.

Bu kemiğin okunması için, artkafa büyük deliğinin çevresindeki oluşumlar gözden geçirilecektir :

1) Önde, pars basialis
2) Yanlarda, pars lateralis
3) Arkada, pars squamalis


1) Taban parçası; Bu parça dörtgen biçiminde olup arkası öne göre daha kalın ve geniştir. Alt yüzünde orta çizgi üzerinde 1/3 arka parçası ile 2/3 ön parçasının birleştiği yerde yutak tüberkülü denen bir çıkıntı vardır.

Bu tüberkülün biraz önünde, önden arkaya uzunlukta olan çukurcuk fovea navicularis adı alır. Orta çizginin iki yanında boyun kaslarının bazılarının yapışmasına mahsus konkavlığı öne bakan eğrilikler yapan kemik ibikcikleri vardır.
Taban parçasının bu alt yüzü kafa dışı yüzüdür.

Taban parçasının üst yüzü kafaiçi (endocranialj yüzüdür. Bu yüz arkaya ve aşağıya doğru bir oluk gösterir ki, arkada önden daha derin olan ve içinde bulbus ve pons yerleşen, bu oluğa clivus adı verilir.

Taban parçasının yan kenarları temporalin piramidi ile komşuluk yapar, ön kenarı, sfenoid cismi ile birleşiktir. Arka kenarı ortada artkafa büyük deliğinin ön kenarım yaptığı gibi yanlarda yan parçalarla uzanır.

2) Yan parça; Artkafa büyük deliğinin yanlarında olan bu parçanın k a f a d ı ş ı yüzünde konveks ve eliptik, büyük ekseni öne ve içe bakan iki çıkıntı vardır ki artkafa lokmaları denen bu çıkıntılar atlasla eklem yaparlar.

Atlasın bu lokmalara uyarı yüzeyindeki durum aksine önden arkaya ve içyandan dışyana konveks olan bu kondiller ortalarına doğru bir darlık gösterirler.

Kafaiçi yüzü; Bu yüzde, önde tuberculum jugulare adı alan bir çıkıntı, onun arkasında içinden 9 uncu, 10 uncu, ve 11 inci sinirlerin geçtiği bir oluk, altında canalis nervi hypoglossi'nin iç ağzı, arkada ve dış yanda sulcus sygmoides'in en alt bölümü görülür.

Yan parçaların kenarlarından, iç kenar artkafa büyük deliğini yanlarda sınırlar, dış kenar ise iç kenardan daha uzun ve girintili çıkıntılı olup kondillerin dışyan hizasında processus jugularis adı alan çıkıntı ile iki bölüme ayrılır. Arka bölüm pürtükîü olup temporalin mastoid çıkıntısı i'e birleşir. Ön bölümü ise incusura jugularis adı alarak foramen. jugulare'nin içyan parçasını meydana getiren bir çentik gösterir.

Foramen jugulare, temporalin piramis parçasındaki incisura jugularis adı alan çentikle occipital'in inc'sura jugularis arasında meydana gelen bir deliktir. Bu büyükçe delik her iki kemiğe ait insizur üzerinde çok defa bulunan processus intrajugularis adı alan iki kemik dikenciği ile iki parçaya ayrılır. Arka parçadan vena jugülaris interna ön parçadan da 9, 10, 11 inci sinirler geçer.

3) Sedefsi parça; Bu parça geniş, yassı ve eşkenar dörtgen biçimindedir; iki yüzü, dört kenarı ve dört açısı vardır.

Kafadışı yüzü; Bu yüzde orta çizgi üzerinde ve ortada, üzeri pürtüklü bir çıkıntı vardır; artkafa dış çıkıntısı adı alan bu çıkıntıdan aşağıya ve öne doğru, artkafa büyük deliğine kadar bir ibik görülür.

Artkafa dış çıkıntısından ve artkafa dış ibiğinin ortasından yanlara doğru enine olarak iki çizgi görülür. Bunlardan üst ense çizgisi dış yanda mastoide kadar ilerler; ense alt çizgisi yanlarda bir müddet enine gittikten sonra aşağı ve öne kıvrılarak processus jugularislerde sonlanır.
Bu iki ense çizgisi arası gençlikçe eşit değildir. Bu çizgilerle aralarındaki yüzeye ense kasları yapışır.

Kafaiçi yüzü; Bu yüz orta çizgi üzerinde yine ortada bir tümsek gösterir. Artkafa dış çıkıntısına nazaran daha kabarık ve geniş olan bu çıkıntıdan:
1) Yanlara doğru iki oluk; 2) yukarıya doğru dikey diğer bir oluk; 3) aşağı doğru bir kemik ibiği başlar.

Yan oluklar, sulcus transversus adı almakta olup içyandan dışyana ve biraz yukarıda aşağı doğru enine doğrultuda sedefsi parçanın kenarlarına kadar ilerlemektedir.

Dikey oluk adı alır aşağı doğru ilerleyen dikey ibik, crista occipitalis interna adı alır ki bu ibik artkafa büyük deliğine gelmeden iki kola ayrıldıktan sonra bu deliğin yan kenarlarında kaybolur.
Bu enine ve dikine olukla ibik, skuama'nın kafaiçi yüzünü dört çukura ayırır. Bu çukurlardan üst ikisi, fossa occipitalis cerebralis; alt çukurlar da fossa occipitalis cerebellaris adı alır.
Kenarlar; Skuamanın üst yan kenarları, parietal kemiklerle birleşerek lambdoid dikişi alt yan kenarları temporalin mastoid çıkıntısı ile birleşirler.

Açılar; Yan açılar temporal kemikle mastoid çıkıntının bir arada yaptıkları açıya uyar ki bu nokta asterion adı alır.

Üst açı iki parietalin birleşmesinden meydana gelen köşeye rastlar. Alt açı, artkafa büyük deliğinin arka kenarının ortasında yan parçalarla birleşerek kaybolmuştur.

Sfenoid Kamasi Kemik Temel Kemik

Temel Kemik, Kaması Kemik, Sfenoid

Kafa tabanının orta bölümünde, etmoid'le frontal'in arkasında temporal'le oecipital'in önünde bulunan bu kemik, tek olarak önden görünüşü ile kanatları açık bir yarasaya benzer. Bu kemiğin bir orta parçası, cisim (corpus); iki yanda ve bir altta olmak üzere üç çift çıkıntısı vardır. Biz burada sırasiyle; 1) cisim (corpus), 2) küçük kanatlar; 3) büyük kanatlar; 4) Kanatsı çıkıntı gözden geçireceğiz.

1) Sfenoid cismi; Düzensiz ve kübik olan cismin altı yüzü vardır.
Üst yüzü; Bu yüzün ortasında bulunan enine oluğa sulcus opticus adı verilir ki, bu sülcus'un sonu, iki yanda, canalis fasciculi optici ile uzanır. Bu oluk cismin üst yüzünü ikiye ayırmış gibidir, ön bölümü enine düz ve dörtgen biçiminde olup planımı sphenoideum adı alır; bu düz alanın yanlan küçük kanatlarla uzanır, planum ile sulcus arasındaki kenara linibus sphenoideus denir.
Üst yüzün oluğun arkasında kalan parçası eğer biçiminde bir çukurluk gösterir ki fossa hypophiseos veya türk eğeri denen bu çukur içinde hipofiz yerleşir. Bu çukurla öndeki sulcus opticus arkasındaki enine çıkıntı tuberculum sellae adı alır. Bu enine tüberkülün iki yanlarındaki küçük çıkıntıya orta sfenoid çıkıntısı veya processus sellae medius denir. Üst yüzde sella turcica'yı arkadan sınırlatan bir çıkıntı daha vardır. Enine durumda olan bu çıkıntının iki uçları klinoid arka çıkıntılar veya processus dorsi sellae adı alır. Dorsum sellae adı alan enine çıkıntının ön yüzü, hipofiz çukurunu yapmaya yardım ettiği halde arka yüzü iskelette occipital kemiğin clivus'u ile uzanır.

Hipofiz çukurunun yanlarında, önden arkaya ve yukarıdan aşağıya doğrultuda olan oluk sulcus caroiicus adı alır.

Ön yüz; Burun boşluklarının tavanının arka bölümünü yaparı bu yüzde yukarıdan aşağıya doğru:
1) Orta çizgide spina ethmoidea adı verilen ve etmoidin enine laminasının ön ucu ile eklem yapan bir çıkıntı. Yanlarda yine aynı laminanın ön ucunun yanları ile eklem yapan pürüzlü bir bölüm görülür ve burası küçük kanatların ön kenarı ile uzanır.
2) Ortada yukarıdan aşağıya doğru bir ibik vardır; bu ibiğin çıkıntılı olan alt kısmına rostrum sphenoideum adı verilir; bu ibik etmoidin lamına medlana'sının arka kenarı ile birleşir.
3) Rostrum'un yanlarında sfenoid sinusunun delikleri bulunur.
4) Daha yanlarda etmoid'in yan kitlelerinin arkasındaki yarım hücrelerle birleşerek onu tamamlayan yarım hücre çukurlukları görülür.

Alt yüz; Bu yüz burun boşlukları tavanının en arka parçasını yapar, bunun üzerinde rostrum'un aşağı doğru devamı olan ibik bulunur. Cismin alt yüzündeki bu ibik iskelette vomerin üst kenarındaki kanatlar allae vomeris içine girer.

Arka yüz; Bu yüz, aşağıda artkafa kemiğinin, pars basialis'i ile iskelette birleşmiş olup Clivus'u meydana getirirler. Burada bu iki kemiği birbirinden ayırmak için kesilişten meydana gelen yüz vardır. Arka yüz yukarda dorsum sellae ile uzanır.

Yan yüzler;Bu yüzlerden yukarıda ve önde olarak küçük kanatlar aşağıda ve arkada büyük kanatlar doğarlar. Cismin yan yüzlerinde bu iki kanat arasında kalan ve fissura orbitalis cerebralis adı alan yarığın geniş olan içyan ucu vardır.

Küçük kanatlar, üçgen şeklinde tepesi dışyanda yatay durumda iki lam olup, tabanı sfenoid cisminin yanlarının ön bölümüne iki kökle birleşiktir. Bu köklerden öndeki kalın olup sfenoid cisminin üst yüzündeki planum ile uzanır. Arka kök daha ince olup hipofiz çukurunun ön ve yanlarında gösterdiği çıkıntı, ön klinoid çıkıntı adı alır. Ön ve arka, her iki kök arasında 5 mm. çapında ve uzunluğunda bir kanal bulunur; içinden görme sinirinin geçtiği bu kanala canalis fasciculi optici denir.


Küçük kanatların üst yüzü düz ve kaypaktır; alt yüzü orbitanın üst duvarının en arka bölümünü yapmakta olup üzerinde canalis fasciculi optici'nin orbitaya açılan deliği vardır.
Küçük kanatların ön kenarı pürtüklü olup frontalle birleşir. Arka kenarları serbest olup içyanda ön klinoid çıkıntılarla birleşir. Küçük kanadın tepesi ince olup fissura orbitalis cerebralis'in ucuna kadar uzanır.

Büyük kanatlar; sfenoid cisminin yanlarının arka bölümünden başlayarak, önce arkadan öne, sonra aşağıdan yukarıya daha sonra içyandan dışyana doğrultuda görünürler. Kuş kanadını andıran bu kanatların bir kafaiçi bir kafadışı iki yüzü, içyan ve dışyan iki kenarı vardır:
Kafaiçi yüzü; konkavlığı arkaya ve yukarıya bakarı bir çukurluk gösterir. Burada büyük kanadın, cismin yan yüzüyle birleştiği hizada önden arkaya doğru üç delik görülür:

1) Yuvarlak kanal; İçinden üst çene siniri geçen bu kısa kanal fissura orbitalis cerebralis'in. yan ucunun hemen arkasındadır.
2) Oval delik; Ötekinin bir santim kadar arkasında ve biraz dışyamnda olan bu delik dikey bir durumda olup içinden alt çene siniri ve arteria meningica accessoria geçer.
3) Küçük yuvarlak delik (Foramen spinae); Oval deliğin 2-3 santim arkasında ve dışyamnda olup içinden arteria meningica media geçer.

Her zaman görünen bu üç delikten başka arasıra rastlanan iki delik daha vardır:
1) Oval deliğin önünde ve içyanında bulunan Vesalius deliği.
2) Arnauld kanalı olup oval deliğin içyamnda ve arkasındadır. Bunların birisinden anastomotik bir ven, ikincisinden küçük bir sinir geçer.

Kafadışı yüzü; biri öne ve içe bakan dörtgen biçiminde; öbürü öne ve yukarıdan aşağıya ve arkadan öne, doğrultuda dışyana ve öne bakan; sonra önden arkaya doğrultuda ve aşağıya bakan iki ayrı yüz gösterir. Bu yüzlerden birincisi facies orbitalis alae magnae olup orbitanın dışyan duvarının meydana gelmesine yardım eder. Bu dörtgen, biçimindeki yüzün alt kenarı processus pterygoideus'la beraber bu çıkıntı ile yüz arasında sınır olan alt kenarı, fissura orbitalis sphenoma-xillarisin üst kenarını yapar. Bu yüzün üst kenarı frontalin facies orbitalis'inin arka kenarı ön kenarı, elmacık kemiğinin facies orbitalis'i-nin arka kenarları ile eklemleşir; arka kenarı ise fissura orbitalis cerebralis'in alt kenarını yapar.

Uzunluğuna olan ikinci yüz crista infratemperalis denilen enine bir ibikle ikiye ayrılır; üst bölümü fossa temperalls'i yapmaya yardım eder; alt bölüm fossa infratemporalisin tavanını yapan facies infratemporalistir.

Kenarlar; Büyük kanadın biri iç biri dış yanda olan iki kenarı vardır:
İ ç y a n k e n a r ı na önden arkaya doğru bakarsak; önce bu kenarın fissurc orbitalis cerebralis'in alt kenarını yaptığını sonra sfencid cismi ile birleştiğini daha sonra yana ve arkaya doğru yönelerek orada iskelette foramen lacerum'un dışyan kenarını yaptığını ve sonra temporalin pyramis'i ile birleştiği görülür.

Bu kenarın sonuncu parçasında önden arkaya ve dıştan içe doğru görülen oluk Eustacfıi borusuna uyar.

Dışyan kenar; yukarıya ve arkaya bakan bir ayça şeklinde olup temporalrı skuaması ile birleşir.
Büyük kanadın dışyan ve içyan kenarlarının önde birleşmesinden meydana gelen sivrilik angulus parietalis adı alarak iskelette parietalle temporal araşma girer; bu iki kenarın arkada birleşmesinden meydana gelen sivrilik spina ossis sphenoides adı alarak temporalin piramis parçası ile skuama parçası arasına girer.

Kanatsı çıkıntı; Sfenoid cisminin alt ve yanlarından başlayan ve üst yanda büyük kanatlarla birleşik olan bu çıkıntının iki kökü olup her iki kök üzerinde birer kanal vardır; Kanatsı çıkıntıyı cisme birleştiren kök üzerinde canalis pterygoideus Vidii, onu büyük kanada birleştiren kök üzerinde canalis rotundus.

Kanatsı çıkıntının bu iki kökünün ön yüzü, iskelette fossa pterygo-palatina'mn arka duvarını yapar kî üzerinde demin söylediğimiz iki kanalın ön delikleri görülür.
Pterygoîd çıkıntı köklerin altında iki lamina gösterir: içyan ve dışyan lamina. Dışyan lamina daha incedir. Bu iki kanat, yukarıda, ön kenarları birbirleriyle birleşerek açıklığı arkaya bakan bir çukur, fossa pterygoidea'yı yaparlar. Yarı alt bölümlerinde her iki kanat birbirlerinden uzaklaşarak meydana getirdikleri çentik incisura pterygoidea adı alır ki iskelette damak kemiğinin processus piramidalis'i bu açıyı kapatacaktır.

Kanatsı çıkıntının ön yüzü iskelette fossa pterygo-palatina'nın arka duvarını yapmaya yardım eder.

İç y a n yüzü; Bu yüzün büyük bir kısmının, iskelette burun boşluklarının dışyan duvarının en arka bölümünü yaptığı gibi alt ve ön bölümü de damakkemiğinin dikey laminasının arka kenarı ile birleşir. Bu yüzün üst nihayetinden doğan ve içyana kemiğin cisminin alt yüzüne doğru ilerleyen çıkıntı processus vaginalis adı alır ki serbest bir halde sonlanan bu laminanın ucu ile kemik cisminin alt yüzü arasında, meydana gelen derince oluk, bazan bir kanal haline geçebilir (canalis basi pharyngicys). Processus vaginalis'in alt yüzünde bazan kanal haline geçen bir oluk yardır ki buna da canalis pharyngicus adı verilir.

Dışyan yüz; Bu yüz iskelette fossa infratemporalis'm içyan duvarını yapmaya yardım eder.
Arka yüz; Fossa pterygoidea'nın bulunduğu bu yüzün en üst ve içyanında kayık biçiminde ve vakandan aşağı uzunlukta bulunan çukurcuğa fossa scafoides denir.
Pterygoid çukuru yanlarda pterygoîd laminalarının arka kenarları ile sınırlıdır. Lamina medialis'in arka kenar üzerinde ve yukarıda görülen çentik Eustachi borusuna uyar. Bu kenarın alt ucunda da konkavlığı yukarıya bakan çengel biçiminde eğrilmiş bir sivrilik vardır ki buna lıamulus pterigoideus adı verilir.
Dış laminanın arka kenarının orta kısmının üzerinde görünen diken şeklindeki sivrilik Civinini dikeni adı alır.
3) İkincisinin yanlarına asılı iki yan kitle.

1. Dikey lamina; Kalbursu lamina ile eşit olmayan iki parçaya, yukarısındaki bölümü kafa boşluğuna doğru çıkıntı yapmış olup horoz ibiği anlamına crista galli adı alır; öbür bölümü iskelette burun boşluklarının iç duvarının bir parçasını yapar ki asıl buna lamina medlana, veya lamına perpendicularis denir.

Crista galli, üçgen biçiminde olup tepesi künttür; tabanı kalbursu lamina ile birleeşir, yan yüzleri yanlara doğru konveksdir; ön ve arka kenarları yukarıdan aşağı doğru eğiktir.

Lamina medlana, ince dörtgen biçiminde olup yan yüzlerinde piyesde içinden damar ve sinirlerin geçtiği olukçuklar vardır. Ön üst kenar iskelette, yukarıda fronîalin spina nasalis'i ile aşağıda burun kemikle-riyle birledir. Ön aît kenarı burun kıkırdaklarından cartilago septodor-salis'in bölme (septal) parçası ile; arka kenarı yukarıda crista spenoidea ile aşağıda vomerle; üst kenarı da etmoidin yatay parçası ile birleşir.

2. Yatay lamina. üzerinde birçok delikler olduğu için kalbursu lamina adı almıştır. Bu lamina, uzunluğuna dörtgen biçiminde olup, üst yüzü ortada crista galli ile birbirinden ayrılmış önden arkaya iki oluk biçiminde olarak tabanının yapısına girer. Bu kalbursu lamina üzerindeki deliklerin sayıları önden arkaya daha fazla olduğu halde çapları aksine, önde daha azdır. Bunların çoğunun içinden koku siniri iplikleri geçer.
Yalnız önde biri crista galli'nin yakınında, öbürü bunun biraz dışyanmda olan iki delikten birincisi içinden dura mater uzantısı ikincisinden de nervus ophtalmicus'ım burun dalı geçer. Kalbursu laminanın alt yüzü burun boşluklarının tavanını yapar.

3. Yan kitleler; Enine laminanın yan kenarlarına asılı olan bu kitleler, göz çukurları ile burun boşlukları arasındadır. Bu kitleler düzgün olmayan kübik biçimde kabul edilebilir. Bu halde altı yüz
söylenebilir.

Üst yüz; İçyanda kalbursu lamina ile uzanmış olup üzerindeki çukurcuklar şeklinde bulunan yarım hücreler, frontalin eş yarım hücreleriyle birleşerek tam hücre yaparlar Üst yüzde biri önde öbürü arkada ikisi dıştan içe arkadan öne iki oluk şeklinde, yarım kanal vardır ki frontalde göreceğimiz yarım kanallarla birleşerek önde canalis orbitocranialis arkada canalis orbito-ethmoideus'u meydana getirirler; bunlar orbitayı kalbursu laminanın üst yüzü hizasında kafa boşluğuna birleştirir.

Ön yüz; Bu yüz iskelette unguis'in içyüzünün yukarı bölümü ile ve üst çene kemiğinin frontal çıkıntısının içyüzü ile birleşir. Bu yüzdeki yarım hücreler tam hücre haline geçerek etmoidin ön hücrelerini meydana getirirler.

Alt yüz; Bu yüz çok dar olup aşağıya ve dışyana bakar, önden arkaya doğru üst çene kemiğinin içyüzü ile ve damak kemiğinin orbital çıkıntısı ile tam hücre haline sokulurlar.
Arka yüz; Bu yüz sfenoid cisminin ön yüzü ile birleşmiş olup buradaki yarım hücreler de bu suretle tam bir hücre haline gelirler.

Dışyan yüz; Bu yüz dörtgen şeklinde olup üzeri kaypak ve dikey durumdadır, bu yüzün düzlüğünü ve kaypaklığını meydana getiren bu ince kemik lamı os planum veya lamina papyracea adı aldığı gibi orbi-tar.m içyan duvarının büyük bir kısmını meydana getirir.
içyan yüz; Bu yüz çok düzensiz olup, üzerinden konveksliği içyana bakan bir takım kıvrık kemik lamelleri doğar. Dışyandan içyana doğru kendi üzerlerinde kıvrılan bu kemik lameller üst ve orta boynuzcuk adı alır. Her iki boynuzcuk bitişik olan üst kenarı ile etmoidin yan kitlelerinin içyan yüzüne yapıştığı halde diğer kenar serbest olup iskelette burun boşluklarının dışyan duvarında bulunurlar.

Üst konka alttakınden daha küçük olup bunun üst ve arkasındadır; bazan üst konkanın da üstünde fazladan bir küçük konka daha bulunabilir.

Boynuzcuk kemikleri yan kitlelerin içyan yüzü arasında üst ve orta mea adı alan aralıklar vardır. Meaların dışyan yüzlerinde etmoid hücrelerin açıldığı delikler görülür.

Orta meanın ön ucundan yukarıdan aşağıya ve önden arkaya doğru eğik kılıç biçiminde olan uzantıya poccessus uncinatus denir. İskelette üst çene kemiğinin sinüsünün ağzını daraltan bu kılıçsı çıkıntı aşağıda alt ve üst iki lamele ayrılır; attaki, alt konkanın etmoid çıkıntısı ile birleşir, üstteki arkaya doğru incelerek üst çene sinüsünün deliği üzerinde serbest uçla sonlanır. Kılıçsı çıkıntının arkasında orta meanın dışyan yüzü bir kabartı gösterir ki buna bulla ethmoidea denir.
Bulla ile orta mea arasına, etmoid hücreleri; bulla ile processus uncinatus arasındaki açıklığı arkaya ve yukarıya bakan yarım ay şeklindeki yarığa (hiatus semilunaris); aşağıda, ön etmoid hücrelerinin bir kısmı ile iskelette sinüs nıaxillaris'in daralmış deliği; hiatus semüunaris'in üstüne de sinüs frontalis'i orta meaya birleştiren ve infundlbulum veya naso-frontal kanal adı alan yol üzerindeki konik şekilde görünen etmoid hücresinin deliği açılır.

İnsan Kemik Sayisi Kemik Cesitleri

İnsan Kemik Sayısı, Vücudumuzdaki Kemik Sayısı

Erişkin bir insanda 206 kemik vardır. 26 omurgada, 25 kaburgalar ve sternum,
22 başta, 1 hiyoid, 64 üsttaraf, 62 alttaraf, 6 kulak kemikleri, mecmuu 206. Bu sayı içinde diz kapağı kemiği (patella) da varsa da susarnsı (sesamoid) kemikler yoktur.

Kemiklerin dış görünüşleri; Kemiklerin şekilleri kendi karakter­lerine göre değişiktir. Bununla beraber boyutlarını birbiriye karşılaştırarak kemikleri üç gruba ayırmak mümkündür, Kemik Çeşitleri;

1) uzun kemikler.
2) yassı kemikler,
3) kısa kemikler.


Bir uzun kemikde (Os longum) uzunluk, genişlik ve kalınlıktan fazladır. Uzun kemiklerde bir cisim (diaphysis), iki uç (epihysis) vardır. Yalnız köprücük kemiği, klavikulada bu üç parça yoktur.

Kemiklerin diafizleri genel olarak üç yüzü prizmatiktir (humerus, femur gibi).

Bir yassı kemikde (Os planımı) uzunluk ve genişlik, kalınlıktan fazladır. Yassı kemiklerde iki yüz ile her yassı kemiğin biçimine göre değişik kenarlar gösterir (kalça kemiği gibi).

Bir kısa kemikde (Os breve) her üç boyut birbirine aşağı yukarı eşittir (bilek kemikleri gibi).

Kemiklerin görünüşlerinde kullanılan Lâtince ve Türkçe terimlerin anlamları

Aditus (Ağız - Girek) : Bir boşluğun içine girilecek yer.
Ala (Kanat ) : Kanata benzeyen çıkıntı.
Antrum (Antrum): Mağara manasına olup içi hava dolu ve duvarları mukoza ile örtülü kemik boşluğu.
Canalis (Kanal): Çevresi kapalı ince uzun yol.
Condylus (Lokma - Kondil) : Yuvarlak pürtüksüz ve üzeri eklem
kıkırdağı ile ürtülü çıkıntı.
Crista (ibik - Krista) : Kemiklerde dik ve sarp kenar.
Eminentia (Çıkınt) : Büyük toparlak çıkıntı.
Eplcondylus (Lokmaüstü - Epikondil) : Bir toparlak eklem çıkın­tısı üzerindeki daha küçük bir çıkıntı.
Foramen (Delik) : Bir boşluğu başka bir boşluğa birleştiren delik veya bir kanalın ağzı.'
Fossa (Çukur): Kemik üzerinde girinti halinde çukur
Fovea - Fossula (Çukurcuk)
Hiatus (Yarık) : Çatlak şeklinde oluk veya yarık.
Labium (Dudak) : Kalınca kenarların kıyıları.
Lamına - Lamella (Lam - Lamel) : ince ve düz kemik yaprağı.
Ligula - Lingıda (Dilcik): küçük dile benzeyen çıkıntılar.
Linea (Çizgi) : Dar uzun ve basık küçük kabartı.
Meatus (Mea) : Kısa yol veya yolağzı
Processus (Çıkıntı - Processus) : Uzunca çıkıntı. Sinüs (Sinüs) : İçerisi mukoza ile kapalı kemik içindeki boşluk (sinüs anatomide, boşluk, çıkmaz ve çukurluk anlamına, başka oluşumlar için de kullanılmaktadır).
Spina (Diken) : Ucu sivri çıkıntı.
Squama (Skuama) : Sedef kabuğuna benzeyen kemik bölümü
Sulcus (Oluk) : Uzunluğuna girinti.
Trochlea (Makara) : Makara yüzüne benzeyen çıkıntı.
Tuber (Tümsek) : Yumru şeklinde çıkıntı.
Tuberculum (Tüberkül) : Yumrucuk şeklinde çıkıntı.
Tuberositas (Pürtük - tüberozitas) : Üzerinde pürtükler olan yer.
Uncus (Çengel) : Çengel biçiminde çıkıntı.

Kemiklerin besleyici kanalları

Kemiklerin yüzeyinde birçok delikler vardır, bunlar besleyici kanal denilen ve içinden damarların geçtiği ince yoların ağızlarıdır. Bunların bir veya birkaçı uzun olup, uzun kemiklerde kemik boşluğuna kadar gider; sayıları pek çok olan diğer kanalcıklar kısadır, bu kanalcıklar kemiklerin eklem yüzeyinde bulunmaz, uzun ve yassı kemiklerde esas besleyici kanal bir tane olup içinde esas besleyici arter bulunur. Bu kanal içindeki arter uzun kemik­lerde, kemik kanalı içine kadar gelerek orada ikiye ayrılır, ve bunlarda epifizlere kadar giderler. Toplardamarlar ve sinirler arterlerle beraber­dir. Lenfa damarları periosta bir ağ yaptığı kabul edilmişse de kemik dokusunda lenfa damarlarının varlığı daha etüd halindedir; kemik iliğinde ise hiç rastlanmamıştır.

Kemiklerin Yapisi Kemik Yapisi Nedir

Kemiklerin yapısı, Kemik Yapısı

Bütün kemikler tıkız ve sünger dokudan meydana gelir. Tıkız doku kemiklerin çevresinde bir tabaka yapar. Sünger doku fakız doku kılıfının içinde olup kemik lamellerinin birbirleriyle birleşmesinden meydana gelen ve içinde kemik iliği bulunan küçük boşluklar (areola) gösterir.

Kemik trabekülleri denen sünger dokunun bu lamelleri; kemiklerin üzerlerinde yapılacak basınçlara karşı onların dayanıklıklarını sağla­makla olup, biçimleri ve doğrultuları bu bakımdan kemiklerin yerine ve dayanıklıklarına göre değişiktir. Sünger ve tıkız dokular kemiklerin şekillerine göre de değişiklik gösterir.

Uzun kemiklerde, tıkız doku çok defa cisimlerden uçlara doğru incelen bir kılıf yapar. Tıkız doku uzun kemiklerin cismi boyunca ilik kanalı denen bir boşluk sınırlar, içinden ince ve birbirleriyle çaprazlaşan kemik trabeküllerinin geçtiği bu boşluk, kemik iliği ile doludur.

Uzun kemiklerin uçları, ince tıkız doku katı ile sarılmış bir sünger doku kitlesidir.

Burada sünger dokusu içinde bulunan boşluklar da birbirleriyle birleştikleri gibi ilik kanalları ile de birleştiktirler. Buradaki areoller kemik iliği ile doludur.

Yassı kemiklerin iki yüzü tıkız doku ile örtülü olup aralarında kalınlığı değişik sünger doku bulunmaktadır. Bazan bu sünger doku bulunmadığı olur ki o zaman iki tıkız doku birbiriyle sırt sırta gelerek bazan saydam bir tek lam yapmış olurlar.
Kafa kemiklerinin tıkız dokusu lamina adı alır, bu laminaların biri dış öbürü iç yüz de olup iki lamina arasındaki sünger dokuya diploe denir.

Periost; Taze kemiklerin eklem yüzünden başka bütün yüzeyini örten beyazımsı renkte fibröz bir zardır.
Eklem yüzlerinin çevresinde bu zar eklem kapsülü ile uzanır.

Periostun uzun kemiklerin cisimlerine yapışıklığı az; epifizlerde ve kısa kemiklerin üzerinde çoktur. Periostun kemiklerin gelişiminde ve beslenmesinde rolü vardır.

Kemiklesme Nedir Bagdoku Kemiklesmesi

Kemikleşme Nedir

Kemik ya doku içinde gelişir (fibröz kemikleşme) veya bir kıkırdak taslağından meydana gelir (enkondral kemikleşme).

1) Bağ doku kemikleşmesi; Kafa ve yüz kemiklerinin kemikleşmesi bu gruptan olup, Embriyonal hayatta kemik­leşme noktaları bu kemiklerde doğrudan doğruya bir bağ doku içinden başlar.
2) Kıkırdak kemikleşmesi (Enkondral kemikleşme); Vücudun baş ve yüz kemiklerinden gayrısında kemikleşme noktaları bir kıkırdak taslağı üzerinden başlar ve zamanla, bütün kıkırdak kemikleştiği halde yalnız eklem yüzlerini örten ince bir tabaka kıkırdak kemikleşmeden kalır.

Bu kıkırdak taslaklar üzerinde ilk görünen kemikleşme noktaları ilkel (primitif) kemikleşme noktaları adı alır. Sonradan görünen diğer noktaların çoğu kemik çıkıntılarını meydana getirmekte olup ikincil kemikleşme noktaları adı alır.

Uzun kemiklerde ilkel kemikleşme noktaları diafiz ortalarında, ikincil kemikleşme noktaları ise epifizlerdedir.

Epifizlerdeki birleştirme kıkırdakları; Uzun kemiklerde diafizle epifiz arasında kemiklerin gelişmesi çağlarında görülen kıkırdak kısımlar bu adı alır.

Periostik kemikleşme; Kemiklerin gelişmesi esnasında diafizdeki enkondral kemikleşme olurken, kıkırdağın çevresindeki perikondr denilen konjonktival zar periost karakterini alır. İç yüzündeki osteogenesiz ile kemikleşmede kemiğin kalınlaşmasına yardım eder.

ilik kanalının meydana gelişi; Uzun kemik­lerin cismi bir yandan, perikondral bir kemikleşme ile kalınlaşırken bir yandan da cismin ortasında bir erime ve emilme olayı görülür.

Enkondral kemik, diafiz içinde kaybolur ve böylece diafiz ortasında ilik kanalı denen bir boşluk meydana gelir.

Taze bir kemikte ilik kanalı içinde kemik iliği vardır.

Kemik iliği yumuşak pelte kıvamında olarak kemik dokusunun hem ilik kanalı içinde hem de sünger doku boşluklarında bulunur. Kemik iliğinin hematopoezis işinde önemli rolü vardır.
Kemik iliği; sarı, kırmızı, jelatinöz olabilir.

Kırmızı ilik; koyu kırmızı renkte olup fetus ve küçük yaştaki çocuklarda kemik boşluklarında bulunur. Yalnız yetişkinlerde omur cismi, kafa tabanı kemikleri, kaburgalar, sternum gibi bazı kemiklerin sünger dokusu içinde de bulunmaktadır.

Jelatinsi ilik; kıvamının katı ve yarı şeffaf olmasından dolayı bu adı almıştır. Bu ilik bazen ve nadir olarak yetişkinlerde yassı kemiklerin ve özel olarak, yüz ve kafa kemiklerinin sünger dokusunda bulunur.

Koru kemik, uzun zaman bozulmadan saklanmak üzere teknik metodlarla kurutulan veya toprak altında kuruyan kemiklerdir. İskeletler üzerindeki kemikler kuru kemiklerdir, bunlarda kemiklerin yumuşak kısımları yoktur.

Yaş kemik, piyeslerde bulunan ve onlardan taze çıkan kemikler olup bunlarda kuru kemiklerde olmayan :

1) Periost
2) Sünger doku ve ilik kanalı içindeki ilik
3) Eklem yüzlerindeki kıkırdak bulunmaktadır.

Kemik Dokusu ve Kimyasal Terkibi

Kemiklerin Mikroskobik Görünüşü

Kemiklerin histolojisi bizim konumuz içine girmemekle beraber kemik dokusu hakkında kısa bir bilgi vermeyi faydalı buluyoruz.

Kemik dokusu kemik lakünleri denilen küçük, oval, çukurcuklar içinde bulunan kemik hücreleri ile sert ara maddeden yapılıdır. Kemik lakünleri, yirmi otuz mikron uzunluğunda oval çukurcuklar olup çevrelerindeki uzantı şeklinde ve bir mikron kadar çapta kıvrıntılı kanalcıklarla komşu lakünlerin kanalcıkları ile birleşir­ler; bunlar kuru kemik preparatlarında görülürler.

Kemik hücreleri, çokgen biçiminde kapsüllü ve etrafında birçok uzantıları bulunan bir hücre olup; bu hücrenin kendisini kemik lakünü içinde; uzantıları ise osteoplastların kanalcıkları içindedir.
Lakünler terkibinde kalsiyum tuzları ile beraber ossein bulunan bir esas madde ile çevrilmiştir.

Bir kemik preparatında Havers kanalları adı verilen boşlukların etrafında tek merkezli daireler şeklinde çevrelenmiş dairelere Havers lamelleri sistemi veya osteon denir, içinde damarlar bulunan Havers kanallarının kemik kanalcıkları ile ilgisi vardır.

Kimyasal bakımdan kemik terkibi

Kimyasal bakımdan kemik dokusu organik ve inorganik olarak iki maddeden meydana gelir, birincisi % 30, ikincisi % 70 kadardır, organik maddeye ossein denir. Eğer bir kemik asit eriyiği içinde meselâ klorasidi içine bırakılırsa madenî maddeler bu eriyik içinde eriyeceğinden kemik yumuşar ve ossein içinde kalır.
inorganik maddelerden % 2,5 u kalsyum flüor'dur.

Hareket Sistemi - İnsan İskelet Yapisi

Hareket Sistemi - İnsan İskelet Yapisi
Hareket Sistemi Nedir (Lokomotor sistem) Hareket Destek Sistemi

Bu sistem içinde iskelet, eklemler ve kaslar vardır.

İskelet - Osteoloji

Vücudun bütün çatısı birçok kemiklerle beraber bazı bölgelerdeki kıkırdaklardan yapılır; bu çatının kemik parçası iskeleti meydana getirir.

Kemikler, vücudun yumuşak kısımlarına dayanak işi gören organlar olduğu gibi üzerlerine yapışan kasların kasılması ile pasif olarak hareket işinde rolleri vardır.

İskeletin yapısı, İnsan İskelet Yapısı; İskelet, kemik adı alan, beyaz sert, birbirine eklemlerle birleşik organların bütününe verilen addır.
Yabancı maddelerle ve çok defa madenî bağlama araçlarıyla normal durumdaki yerlerine göre birbirleriyle tutturularak meydana gelen iskelete sun'î iskelet denir.

İskeletin bölünümü; İskelette şu parçalar vardır:

1) Omurga (columna vertebralis), adı alan ve omurlardan meydana gelen bir kolon.
2) Arkada omurga ile önde stemum denilen bir tek kemikle birleşen Kaburgalar (Costae) ki bunlar bir araya gelerek göğüs kafesi de denen göğüsü (Thorax) yaparlar.
3) Baş (caput) olup omurganın üst ucu ile eklem yapan bu parça kafa ve yüz diye ikiye ayrılır.
4) Üsttaraf
5) Alttaraf

İki üst ve iki alt taraftan, birincileri göğüse, omuz kavşağı kemikleri fossa cinguli extremitatum thoracicarum) ile, ikincileri omurgaya leğen kavşağı kemikleri (ossa cinguli extremitatum pelvinarum) ile. eklemlenmiştir. Omuz kavşağı kemikleri, köprücük kemik (clavicula) ile kürek kemik (scapula) dır. Leğen kavşağı kemikleri ise iki kalça kemiği (os coxae) olup her iki kalça kemiği önde birbiriyle, arkada sakrum ile birleşerek leğen (pelvis) i meydana getirirler.

6) Boyunda iskeletten uzak olarak bir de dil kemiği (hyoid) de vardır.

Anatomi Nedir İnsan Anatomi Fizyoloji

Anatomi Nedir, Anatomi Fizyoloji, İnsan Anatomi

Anatomi, canlılar bilimi olan Biyolojinin bir koludur.
Biyolojinin çok geniş olan sınırı içine giren insan morfolojisi Embriyoloji ve Anatomiden meydana gelir.
Anatomi, grekçe ana (içinden) tome (kesmek) mânasına gelir kî disseksiyon yapmak demektir.
tnsan anatomisi, insan vücudunu meydana getiren ve belirli görevleri olan organ ve oluşumlardan bahseder.
İnsan vücudu birçok bakımdan incelenebilir; Estetik (güzel sanatlar). Filozofik bakımdan olduğu gibi.

Hekimlik ve cerrahlık bakımından Anatomi öğrenim ve öğretiminde kullanılan metodlar çeşitlidir:

1) Sistematik Anatomi
2) Topoğrafik Anatomi - Regional Anatomi
3) Tıbbî ve Cerrahî Anatomi - Tatbikattı Anatomi
4) Mikroskopik Anatomi - Histoloji
5) Developmental Anatomi - Embriyoloji
6) Kıyaslı (Komparatif) Anatomi
7) Yüzeyel Anatomi - Yüzey (Surface) Anatomisi.


Etimolojik anlamda anatomi, disseksiyon demek ise de insan vücudunu incelemek için, disseksiyondan başka usuller de vardır. iç organların muayenesinde kullanılan radiyolojik metodlar, yüzeyel ve topografik anatomide öğretilen projeksiyonlar üzerinde veya, doğrudan doğruya gözle, elle, parmak vurarak yapılan muayene gibi.

Anatomi Dersi, Anatomi Ders Notları

Öğrenim ve öğretim bakımından kullanılan bütün bu metodlar normal insan vücuduna aittir (Normal Anatomi).

Hasta organ ve vücutlardan bahseden Patolojik Anatomi­dir. Bu Anatominin ölü üzerinde yaptığı makroskopik muayene ve araştırmalar Otopsi adı alır.

Sistematik Anatomi (Sistem Anatomi); Doku yapısı (strüktürü) birbirine yakınlık gösteren ve aynı görevle ilgili organlar, anatomik sistemleri meydana getirirler.

Sistematik Anatomi, insan vücudunu sistemlere ayırdıktan sonra, her bir sistem içindeki organları sırası ile ele alır ve onların görünüş­leriyle, şekil ve karakterlerini; birbirleriyle olan ilgi ve komşuluklarıyla, yapılarını anlatır.

Topografik Anatomi; İnsan vücudunu bir takım bölgelere ayırdık­tan sonra, her bölgenin görüşü ve anatomik özelliklerini, hangi sistemle ilgili olursa olsun, o bölgede organları ve bunların birbiri ile ilgilerini ve yapılarını tabaka tabaka gözden geçirir. Buna Bölge Anatomisi (Regional Anatomi) adı verilir.

Tıbbî ve Cerrahî Anatomi ise, bu bölgelerin anatomisi ile birlikte Tıp ve Cerrahlık bakımından da önemini anlatır.

Yüzey (surface) Anatomisi veya Canlı üzerinde Anatomi; Derindeki organ ve anatomik oluşumlardan mümkün olanlarının dışardan veya yüzeyden, gözle, elle veya âletle yapılabiecek muayenesini, sınırlarının veya şekillerinin gösterilmesini veya çizimesini anlatır. Bu anatominin içine Endoskopik ve Radyoskopik Anatomi de girer.

Mikroskopik Anatomi veya Histoloji; Mikrotekni metodlarıyla normal insan vücudunu, mikroskop altında inceleyen ve anlatan anatomidir.

Gelişim Anatomisi veya Embriyoloji (Developmental Anatomi); Bu anatomi, aşılanmış yumurtacığın uterus içinde olgunlaşıp doğuncaya kadar geçen gelişimini inceler.

Embriyoloji Nedir, Embriyoloji Ders Notları

İnsan Embriyo ve Foetus'u ile birçok doku ve organların gelişimini incelemeden önce, gelişim teorilerini ve genel biyogenetik kanunları gözden geçirir.

Kıyaslı (Komparatif) Anatomi; Hayvan gruplarına ait organiz­maları karşılaştırmalı olarak gözden geçiren bu anatomi her hayvana ait aynı organı seri halinde anlatır.

İnsan vücudu aşağıdaki sistemlere ayrılır, İnsan Vücudu Anatomisi:

1) Hareket Sistemi (Lokomotor sistem); Bu sistem içinde: kemik bilim - Osteoloji (Osteologia), Eklembilim - Artroloji (Arthrologia) Kasbilim - Miyoloji (Myologia) vardır. Bu üç bilime iskelet sistemi, eklem sistemi, kas sistemi de denilmektedir.
2) Dolaşım veya Damar sistemi (Systema vasorum)
3) Sinir sistemi (Systema nervorum)
4) Duyu organları (Organa sensuum)
5) Sindirim sistemi (Systema digestorium)
6) Solunum sistemi (Systema respiratorium)
7) Uro - genital sistem (Systema urogenitale)
8) iç salgılı bezler - Endokrin sistem (Endacrinologia)
İç organlar bilimi (Splanchnologia); sindirim, solunum sistemleriyle uro - genital sistemin içine giren organlarla, iç salgılı bezlerin ilmidir.

Bütün bu sekiz sistemi üçe indirmek mümkündür :

1) İlgilenme sistemi
2) Beslenme sistemi
3) Üretme sistemi.


Hareket, sinir, duyu organları birinci sistem içine; solunum, dolaşım, sindirim organlarıyla iç salgı bezleri ikinci sistem içine, geri kalan idrarı yapan ve götüren organlarla genital organları üçüncü sistem içine sokmak kabilse de bu sakilde bir bolünüm anatomik değildir.

Anatomide geçen durum ve doğrultu terimleri, Tıp Anatomi

Anatominin ele aldığı bütün organ ve oluşumlar; karşıda, ayakta duran, başı dik, gözleriyle öne bakan, üsttarafları yanlara sarkık, ellerin aya yüzleri öne çevrilmiş bulunan bir şahsa aittir.

Organ ve oluşumların durumlarını, doğrultularını ve birbiriyle olan ilgilerini anlatmak için Anatomi, vücuttan geçen bir takım tasarlı (imaginaire) düzlemler (plânlar) kabul eder.

Orta (median) plân; Gövdenin ortasından geçen ve vücudu sağ ve sol iki eşit ve simetrik bölüme ayıran plândır. Orta plâna göre iç organlar içinde simetrik ve asimetrik olanlar vardır; çift olan iç organlar normal olarak simetriktirler (böbrekler gibi). Bununla beraber çift organ­lardan birbirinden küçük farklar gösterenler vardır (akciğerler gibi).

Karaciğer, kalb vücudun orta plânına göre simetrik değillerdir. Orta plân üzerinde, vücudun ön ve arka yüzeyinde çekilen tasarlı çizgi, ön ve arka orta çizgilerdir (linea mediana anterior et posterior).

Orta plân kafanın sutura sagitalis'inden geçtiğinden bu ve buna paralel plânlara Sagital plân derler.
Sagital plâna enine dikey (vertico - transversal) olan plâna frontal plân derler.

Her frontal plâna, hem sagital plâna dikey olan plân, enine (transversal) plânlardır.

Vücudun önünden, arkasından, yanlarından, üstünden ve altından geçen altı tasarlı plân daha vardır.

Vücudun önünden geçen plâna, ön (anterior - ventral) plân; arka­sından geçen plâna arka (posterior - dorsal) plân; yanlardan geçene yan (lateral) plân; en üst noktadan geçene üst (superior - cranial) plân en alttan geçene alt (inferior - caudal) plân denir.

Orta (median) plâna yakın organ ve oluşumlar için, iç veya içyan (medial - intern) uzak olanlar için dış veya dışyan (extern - lateral) terimleri kullanılır.

Bunlardan iç (intern - internal), dış (extern-external), daha çok boşluklu organ ve oluşumlar için kullanılır].
Üst tarafta medial yerine, ulnar; lateral yerine radial; alt tarafta medial yerine tibial, lateral yerine fibular terimi kullanan okullar da vardır.

Deriye yakın olan yapılar için, yüzeyel (superficialis), derin olanlar için, derin (profundus) kullanılmaktadır.
Üst ve alt tarafların gövdeye bitişik olan uçlarına yakın durumda olan Anatomik yapılar için, prozimal; uzak olanlar için distal terimi kullanılmaktadır.

Aile Nedir Ailenin Ozellikleri Nelerdir

Aile Nedir, Aile Önemi Nedir

Aynı çatı altında yaşayan, ortak bir ekonomiyi paylaşan, kan ve coşku bağlarıyla birbirine bağlanmış, aralarında toplumca tanınmış hak ve ödevler bulunan kişilerden kurulmuş en küçük toplum birimidir. (Aile ne demek)

Türkiye'de aile yapısındaki çağdaş değişmenin gerçek hukuksal temelleri, Atatürk devrimleri ve özellikle de Medeni Kanunun 1926 yılında kabul edilmesi ile başlamıştır.

Aile’nin Fonksiyonları

1. Neslin Devamını Sağlamak: Yetişkin iki kişinin birlikte yaşamasını gerektirir. Sağlıklı bir kuşak yetiştirmek için aile birliğinin korunması da büyük önem taşır.
2. Üyelerin Ekonomik İhtiyaçlarını Karşılamak: Karı-kocanın işbirliğini gerçekleştirir,
3. Çocukların Sosyalleşmesini Sağlamak: Aile çocukların topluma hazırlanmasını sağlayan birincil gruptur. Onlara içinde yaşadıkları toplumun inançlarını, değer yargılarını, gelenek ve göreneklerini, görgü kurallarını öğretir. Kişiliklerinin gelişmesi için ortam hazırlarlar.
4. Üyelerin Duygusal İhtiyaçlarım Karşılamak: Bunu; içten sevgi ve saygıya dayanan ilişkiler sağlar. Küçük büyük, herkesin duygusal yönden sağlıklı olması hem kendisi, hem ailesi, hem de toplum için son derece önemlidir.

Ailenin Özellikleri

Aile birçok yönleriyle diğer sosyal yapılarından farklı, kendine özgü bir takım özellikleri bulunan bir sosyal örgüttür. Bu Aile özellikleri şunlardır:

1) Aile Evrenseldir
Aile bütün sosyal ilişkiler içinde en fazla evrensellik özelliği göstermektedir. Her toplumda görüldüğü gibi hayvanlar aleminde de vardır, her insan bir aileye mensuptur ve o ailenin sorumluluklarını taşıyan bir üyesidir.

2) Aile Duygusal Bir Temele Dayanır
Nesli devam ettirme arzusu, annelik, arkadaşlık, ebeveynlik duygularını romantik sevgiden, ırk gururuna, eşlerin şefkat duygularından ailenin ekonomik güvenliğine, kişisel ihtiraslarından neslin devamlılığı duygusuna kadar yükselen ve toplumsal ilişkiler sonucu beliren birbirine ikincil duygularla kuvvetlendirilmektedir.

3) Aile Şekillendirme Özelliğine Sahiptir
Çocuğun kişilik yapısı aile içinde gelişir. Aile üyeleri bireyin hem organik hem de zihinsel alışkanlıklar kazanmasını sağlar. Bireydeki sosyalleşme olayı içinde gerçekleştiğinden ve ailenin çocuk üzerindeki kişilik gelişmesinin bir parçası olduğundan hayat boyu yetişkinde iz bırakacaktır.

4) Ailenin Kapsamı Sınırlıdır
Aile sınırlı bir büyüklüğe sahiptir. Şekillenmiş sosyal yapıların en küçüğüdür Bu özellik kent tipi aile için daha çok geçerlidir.

5) Aile Sosyal Yapıda Çekirdek Özelliği Taşır
İlkel ve - baba otoritesinin olduğu toplumlarda bütün sosyal yapı aile
ünitelerinden meydana gelmiştir. Karmaşık modern toplumlarda aile bu özelliğini kaybetmekle beraber yer yer sosyal sınıflar içinde aile birliğinin çekirdektik özelliğini devam ettirme eğilimi de görülmektedir.

6) Aile Üyelerinin Sorumlulukları Vardır
Ailenin üyelerinden beklediği görev yaşam boyu devam etmektedir. Aile
erkeği ve özellikle daha çok kadını, kendinden çok başkaları için güç görevler yapmaya ve ağır sorumluluklar yüklenmeye zorlar. Ailenin duygusal temele dayalı olması karşı olan sorumlulukları artırır

Aile Bireylerinin Gorevleri Nelerdir

Ailenin Görevleri ve Ailelerin İhtiyaçları

a) Biyolojik Görev

Eşlerin duygusal ihtiyaçlarım karşıladıkları yasal birlikteliktir. İnsan neslinin devamı aile ile sağlanır. Çocuk yapma tekniği ailenin mutluluğunu ve sağlığını engelleyecek biçimde olmamalıdır. Aile planlaması hizmetlerinin amacı da budur. Aile planlaması hizmetlerinin amacı da budur. Bakabileceğinden çok çocuk sahibi ailede anne ve çocuklar başta olmak üzere bütün aile bireylerinin sağladıkları bozulmaktadır.

Aile Bireylerinin Görevleri

b) Psikolojik Görev


Aile içi görevlerin eşler arasında paylaşılması karşılıklı anlayış, saygı ve sevgi aile mutluluğunun temelidir. Anne ve baba arasındaki sıcak ilişkiler çocuklara da yayılır. Gergin ve sürtüşmeli ilişkiler çocuklar için tedirgin ve güvenilmez bir aile ortamı sağlar. Aile gelecekle ilgili istekler yönünden ne kadar çok benzerlik varsa evlilik birliğinin uyum içinde sürmesi de o kadar kolaydır. Bunların bilinmesi için evlilik öncesi arkadaşlık ve nişanlılık dönemleri önemli devrelerdir.
Aile içi tartışmalar aile hayatının bir parçasıdır Ancak tartışırken baza kurallara dikkat edilmelidir.

1) Eşler değişik görüşlere sahip olduklarını baştan bilmelidir. Önemli olan ortak bir görüşe ulaşmaktır.
2) Sorunu görmezlikten gelip ertelemektense tartışmak daha iyidir. Esler birbirlerine sözlü olmalıdır.
3) Tartışma için uygun yer ve zaman seçilmelidir.
4) Tartışmaya suçlayarak başlanılmamalı, sorular yönelterek karşı tarafın görüşleri de öğrenilmeye çalışılmalıdır.
5) Tartışma sırasında kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyması, onun gibi düşünmeye çalışması, anlayışlı olmasına yardımcı olacaktır.
6) Tartışma konusu saptırılmamalı, eski sorunlar ve tatsız günler gündeme getirilmemelidir.
7) Amaç tartışmayı kazanmak değil, bir çözüme ulaşmak olmalıdır.
8) Tartışma evin dışında yapılmalı akrabalar ya da arkadaşlar hakemlik yaptırılmaya zorlanmamalıdır.

Aile Fertlerinin Görevleri

c) Sosyal ve Kültürel Görev


Ailenin kendine özgü bir iç yapısı ve işleyişi vardır, bu toplumların kültürleri ile ilgilidir. Fakat kültürün genel özelliklerinden olan değişim aile içi ilişkileri ve ailenin toplumla olan etkileşimleri için de geçerlidir. Babanın aile içindeki baskın durumu zayıflamaktadır. Aile içi kararların alınmasında eşlerin birlikte davranmaları, birbirlerine yardımcı olmaları toplumumuz tarafından da beklenen bir davranıştır. Aileler içinde başlayan değişim yayılıp diğer aileler tarafından da benimsendiğinde toplumsal anlayış ve kültürel özellikler de değişmiş olur.

d) Eğitim Görevi


Bir toplumun geleceği eğitilmiş, iyi yetiştirilmiş çocuklar ve gençlere bağlıdır. Çocukların eğitimi ve yetiştirilmesi ailede başlar okulda ve toplum içinde sürer. Aile içi eğitimde her iki ebeveynin de rolü büyüktür.' Çünkü doğumdan başlayarak çocuğun en yakım annesidir. Toplumu oluşturan bireylerin kişiliklerinin oluşturulmasında temel unsur annedir. Bu yüzden sosyologlar bir toplumun sosyal kalkınmışlığım o toplumdaki kadınların eğitim düzeyleri ve toplum içindeki yerleri ile ölçerler Bu nedenle kadınların eğitimine önem verilmelidir. Evlilik çağına gelmiş kızların aile ilişkileri, çocuk bakımı ve eğitimi konularında (ilmeleri önemlidir.

Çocukların sağlıkla ilgili olumlu davranışları kazanmaları da aile içi eğitimle başlar. Öğrenci olan çocuklar okulda öğrendikleri sağlık bilgilerini ailelerindeki diğer bireylere de aktarırlar. Yani aile içindeki eğitim fonksiyonu büyüklerden küçüklere doğru değildir, ailede bütün bireyler birbirlerini etkileyip eğitebilirler.

Sağlıklı Bir Ailenin Özellikleri

İyi bir iletişim kurmak
Her bireyin gereksinimine cevap verir, destek sağlar.
Ailenin değişim gereksinimlerini karşılamak için yeni görev ve roller üstlenir.
Problem ve gerçeklerle başa çıkmada aktif çalışırlar.
Sağlıklı bir ev ortamı ve yaşam biçimi sergilerler.
Toplumla düzenli bağlar kurarlar ve bunu devam ettirirler.

Aile ve Sağlık

Aile bireyleri arasındaki çeşitli ilişkiler, aile ve sağlık kavramlarının birlikte düşünülmesi zorunlu kılmaktadır. Bu ilişkileri şöyle özetlemek mümkündür;

1. Aile bireyleri arasında çoğunlukla yakın kan bağlan vardır (anne, çocuk, baba-çocuk, amca-yeğen, dede-torun gibi).

2. Aile bireyleri arasında çok yakın bedensel, ruhsal ve sosyal ilişkiler vardır.

3. Aile bireyleri genellikle ortak fizik, biyolojik ve sosyal çevreyi paylaşırlar (konut, yatak, tuvalet, gübrelik, ailenin geliri vs.).

Bu önemli ve yakın ilişkiler aile bireylerinin benzer sağlık sorunlarına sahip olmalarına ya da birbirlerinin sağlık sorunlarından ileri derecede etkilenmelerine yol açar. Bu nedenle, bazı hastalıklar bazı ailelerde yoğunlaşma gösterir. Bu tir hastalıklar ailevi hastalıklar olarak isimlendirilir. Ailevi hastalıkların oluşması aile bireyleri arasında yukarıda sayılan ilişkilere bağlıdır. Bu ilişkilerin sonuçlan şöyle özetlenebilir.

1. Aile bireyleri arasındaki kan bağı nedeniyle bazı hastalıkların ya da sağlığı etkileyebilecek özelliklerin kuşaktan kuşağa aktarılması söz konusudur. İnsan hücrelerindeki 46 kromozom üzerinde bulunan genler bireyin sahip olduğu çeşitli özellikleri belirler ve bu genler vasıtasıyla anne ve babaya ait özellikler çocuklara aktarılır. Aynı şekilde bazı hastalıklar da yeni kuşaklara aktarılabilmektedir Nasıl anne ve babanın göz rengi, saç rengi ve biçimi gibi çeşitli özellikleri onların soyundan gelen kişilerde değişik biçimlerde kendini gösterebiliyorsa, anne ya da babada bulunan bazı hastalıklar da, onların soyundan gelen kişilere aktarılabilmektedir. Bu tür hastalıklar kalıtsal (herediter) hastalıklar adı verilir ve bu hastalıklar bazı ailelerde yoğunlaşma eğilimi gösterir. Ancak, unutmamak gerekir ki, kalıtsal hastalıklar insanların aile halinde yaşamaları ile ilişkili değildir, aksine insanların üreme fonksiyonlarının doğal sonucu olarak: ortaya çıkarlar.

Aile Sağlığı Rehberi

Aynı soydan gelen insanlar, aynı ailede yaşamasalar bile bu tür hastalıklara yakalanabilirler. Bu nedenle bir ailede görülen kalıtsal bir hastalık, bu ailenin akrabalarında da yüksek oranda görülür. Yakın akraba evliliklerinde çiftlerden her ikisinin de aynı hastalık genini taşımaları mümkündür Burada bilinmesi gereken önemli bir nokta, bazı kişilerin herhangi bir hastalık genini taşıdığı halde, hiçbir hastalık belirtisi göstermeyebileceğidir. Yalan akraba evliliklerinde bu hususun göz önünde bulundurulması gerekir.

Belli kurallara uyulduğunda kalıtsal hastalıklarla azaltılması mümkündür. Bu amaçla yalan akraba evlilikleri olabildiğince önlenmeli, gerekirse evlenecek kişilerin kalıtsal bir hastalığı olup olmadığı incelenmelidir. Bu inceleme evlendikten sonra yapılmalı ve kalıtsal bir hastalığın belirlenmesi halinde, anne başka doğum yapmamalıdır.

2. Aile bireylerinin ortak çevreyi paylaşmaları, olumsuz çevre koşullarından kaynaklanan bazı hastalıkların bazı ailelerde yoğunlaşmasına neden olur anlaşılabileceği gibi, bu tür hastalıklar aile yaşamının değil, olumsuz çevre koşullarının sonucudurlar. Bu nedenle, aile çevresinden kaynaklanan hastalıklar, komşularda da yüksek oranda görülebilir.

Çevreden kaynaklanan sorunlara örnekler verilecek olursa; kanalizasyonun sağlıklı olmaması nedeniyle bağırsak enfeksiyonları ve bulaşıcı sarılık salgınlarının çıkması, çöplük ve gübrelikler nedeniyle sineklerin çoğalması, yakındaki bir fabrikadan çıkan zararlı atıkların çeşitli hastalıklara neden olması, radyasyon ve hava kirliliğinin etkileri sayılabilir.

Çevreden kaynaklanan sorunların en aza indirilebilmesi için öncelikle aile içi dayanışma sağlanmalıdır. Ailenin güçlü ve düzenli olması sayesinde bazı olumsuz faktörler ortadan kaldırılabilir. Örneğin konutun çöp ve gübrelerinin toplanması, tuvaletin sağlıklı olması, konutun dana sağlıklı hale getirilmesi aile bireylerinin çabası ve işbirliği ile sağlanabilir. Elbette ki, sadece aile içi çalışmalarla tüm çevresel koşulların olumlu hale getirilmesi mümkün değildir, bunun yanı sıra, aileler arası dayanışma ve diğer sosyal kurum ve kuruluşların işbirliği ile daha sağlıklı bir çevre oluşturmak mümkündür.

3. Aile bireyleri arasındaki yakın ilişkiler, ailedeki kişilerden birinin hastalığının diğer aile bireylerini de etkilemesine yol açar. etkileşim özellikle bulaşıcı hastalıklarda çok belirgindir. Ailede bir kişinin verem (tüberküloz), uyuz ya da bulaşıcı sanlık (hepatit) gibi bir hastalığa yakalanması diğer aile bireylerini de risk altına sokar. Hastalığın özelliğine göre diğer aile bireylerinin etkilenme düzeyi farklıdır. Örneğin, frengi ve bel soğukluğu gibi cinsel temasla bulaşan hastalıklar kan-koca arasında, kızamık ve kabakulak gibi çocukluk çağı hastalıktan ise kardeşler arasında daha sık bulaşmaya neden olur. insanların aynı çatı altında yaşamalarının, yani aile yaşamının aile içinde bazı hastalıkların yayılmasını kolaylaştırdığı bilinmektedir. Ancak aynı aile çatısı ile bireylerinin dışarıdan hastalık alma ihtimalini azaltmaktadır. Ancak, aynı aile çatısı aile bireylerinin dışarıdan hastalık alma ihtimalini azaltmaktadır. Örnekler verecek olursak, sadece eşi ile cinsel ilişkide bulunan bir erkek cinsel temasla bulaşan hastalıklardan korunmuş olur. aile çatısı altında bakılan v beslenen çocuklar çeşitli mikroplardan korunmuş olurlar. Sağlıklı bir konut, içinde yaşayanların çevrenin çeşitli risklerinden korunmasını sağlar. Bu nedenlerle, düzenli ve sağlıklı bir aile yaşamı sağlanmalıdır.